GEÇ BOŞALMA NEDEN OLUR

Erkeklerde orgazm bozukluğu sınıflamasında yer alan bu durum genellikle katı dini kurallara bağlı, kadınlara karşı cinsel isteksizlik duyan, cinsel travma geçmişi olan, aşırı kontrollü, kendini cinselliğe bırakmakta güçlük çeken, anneden ayrılamayan ve bu nedenle de diğer kadınlara bağlanmakta güçlük çeken, acı veren, cezalandırıcı ve partneri üzerinde kontrolü elinde tutan eşi olan, gebe bırakma korkusu olan ve partnerine düşmanlık duyguları yaşayan erkeklerde görülen bir bozukluk olarak karşımıza çıkıyor. Bazı ilaçların kullanımı (antidepresanlar ve tiyoridazin gibi nöroleptikler) boşalmayı geciktirebiliyor. Ayrıca erkeklerin cinsel ilişkiyi bütün gece sürdürmesi ve iki tarafın birlikte orgazm olması gerektiği şeklindeki cinsel mitler (hurafeler) veya tüm kadınlara yetebilme düşünceleri geç boşalmaya neden olabiliyor. Prostata yönelik ameliyatlar, Parkinson hastalığı, aşırı alkol alımı ya da kan şekerinin yüksekliği ve bazı ilaçlar da bu soruna yol açabiliyor. Ayrıca kadınlara duyulan kızgınlık, kadınların fahişe olduğuna dair yanlış inanışlar ve takıntılar, annesi tarafından terk edilme veya aldatılma durumları da geç boşalmaya nedenleri arasında sayılabiliyor.

TEDAVİSİ: Geç boşalmanın tedavisi diğer cinsel işlev bozukluklarına göre daha karmaşık, daha uzun süreli ve başarı oranı daha düşük olabiliyor. Bu nedenle cinsel terapinin deneyimli ve daha önce bu tür vakalar almış bir cinsel terapist tarafından yürütülmesi gerekiyor. Ayrıca tedavi için, erkeğin birlikte düzenli bir cinsel yaşam sürdürebileceği bir partnerinin olması çoğu zaman zorunlu… Tedavi sürecinde (1) erkeğin kendi duygularına ve sevişmenin verdiği hazza odaklanarak boşalmayı bir hedef olmaktan çıkartması, (2) kontrolü kaybetmekten korkmaması, (3) ön sevişme döneminde erotizmi arttırması, (4) partnerini mutlu etmeye çalışma takıntısını bir kenara bırakması, (5) gevşeyip rahatlatması önem taşıyor. (6) Ardından partnerinin yanında mastürbasyon yapması ve bunu bir oyun gibi eğlenceli hale getirmesi, bir sonraki sefer mastürbasyon sırasında partnerinden biraz yardım alması, daha sonra partnerinin vajinasının içine boşalmayı denemesi gerekiyor. (7) Bu arada partnerine cinsel fantezilerinden bahsetmesi ve güçlü erotik cümleler kurması daha uyarıcı olabiliyor. Ayrıca (8) cinsel ilişki sırasında boşalmayı takıntı haline getirmemesi, boşalmaya odaklanmak yerine sevişmenin her anından zevk almaya çalışması boşalmayı kolaylaştırabiliyor.

SEKS NEDEN YAPILIR

İnsan doğumundan itibaren cinsel bir varlık ve varoluşunun bir gereği olarak da cinselliği yaşamak istiyor. Bir başkasıyla cinselliği paylaşmanın en sevgi dolu ve keyifli yolu ise seks yapmak… Peki, insan neden seks yapar? Seks yapmanın amaçları nelerdir? Seksin zevk almaktan başka bir amacı var mıdır? Bir ilişkide uyum mu yoksa çekim mi daha önemli? İşte yanıtları…

Toplumumuzda cinsellik ve seks kavramları birbirine karıştırılıyor. Cinsellik denildiğinde birçok kişinin aklına seks geliyor. Cinsellik; psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik yönleri olan çok boyutlu bir kavram ve insanın doğuştan getirdiği cinsiyetine ait özelliklerin tümünü içeriyor. Kişinin cinsiyeti, ses tonu, giyimi, saç şekli, yürüyüşü, oturuş şekli, cinsel kimliği cinselliğinin bir parçası olabiliyor. Seks yapmak ise; birbirini seven iki insan arasında yaşanan bir eylem; dokunma, öpüşme, sevişme gibi eylemleri içeriyor; sevginin ve zevkin, ruhun ve bedenin şehvetli paylaşımı olarak tarif ediliyor. Evlilikleri ve yakın ilişkileri keyifli ve katlanılabilir kılan, iyi bir arkadaşlıktan ziyade, şehvetin ateşli ve yakıcı kaynaşması olarak dikkat çekiyor. 

Evlilik ve ilişki sorunlarının bahanesi çoğu zaman (1) sevginin yarattığı beklentiler ve hayal kırıklıkları, (2) şefkate bulanmış sevgi, (3) sevginin her şeyi çözeceği inancı ve (4) sevgisizlik oluyor ama gerçek nedeninin şehvete bulanmış tutku eksikliği olduğunun üstü hep örtülüyor. Bu nedenle evliliklerin sevgiden çok şehvet üzerine kurulması gerekiyor. Çünkü sevgisiz olmaz ama şehvetsiz hiç olmaz. Bir erkek ve kadının birbirlerine çekim duymasını sağlayan temel bağı yalnızca şehvet devam ettirebiliyor. Şefkat ile yoğrulmuş sevgi yerine şehvet evlilikleri yaşanabilir kılıyor. Seks evlilik ilişkisinin başarısını ölçmek için en önemli barometre… Bu barometrenin ölçüm birimi ise şehvet… Şehvet, çiftin birbirine duyduğu, birbirlerini zamanın ve mekanın ötesine taşıyacak kadar derin bir arzuyu, tutkuyu ve özlemi ifade ediyor. Bu nedenle evli bir çiftin hem aşık hem en iyi arkadaş olabilmesinin yolu, şehvetten, tutkudan ve zindelikten geçiyor.

Evlilik ve ilişki sorunlarının bahanesi çoğu zaman (1) sevginin yarattığı beklentiler ve hayal kırıklıkları, (2) şefkate bulanmış sevgi, (3) sevginin her şeyi çözeceği inancı ve (4) sevgisizlik oluyor ama gerçek nedeninin şehvete bulanmış tutku eksikliği olduğunun üstü hep örtülüyor. Bu nedenle evliliklerin sevgiden çok şehvet üzerine kurulması gerekiyor. Çünkü sevgisiz olmaz ama şehvetsiz hiç olmaz. Bir erkek ve kadının birbirlerine çekim duymasını sağlayan temel bağı yalnızca şehvet devam ettirebiliyor. Şefkat ile yoğrulmuş sevgi yerine şehvet evlilikleri yaşanabilir kılıyor. Seks evlilik ilişkisinin başarısını ölçmek için en önemli barometre… Bu barometrenin ölçüm birimi ise şehvet… Şehvet, çiftin birbirine duyduğu, birbirlerini zamanın ve mekanın ötesine taşıyacak kadar derin bir arzuyu, tutkuyu ve özlemi ifade ediyor. Bu nedenle evli bir çiftin hem aşık hem en iyi arkadaş olabilmesinin yolu, şehvetten, tutkudan ve zindelikten geçiyor.

Cinsellik hakkında herkesin bilmesi gereken 7 şey

Cinsellik hakkında herkesin bilmesi gereken 7 şey

Kadınların birçoğu için cinsel birleşme orgazm olmalarına yeterli değildir

Erkek ve kadınların orgazm olma zamanları ve sıklıkları farklıdır. Kadınların orgazm olması erkeklere oranla daha komplike bir süreçtir. Çünkü, kadınların 4’te 3’ü klitoris uyarısı yaşamadan orgazma ulaşamaz. Bu yüzden kadınların birçoğu orgazma ancak ek cinsel aktivitelerle ulaşır. 

Yine de orgazm olmanın “doğru” kabul edilecek tam bir yolu yoktur. Partnerinizi tanımak ve ne hissettiğini bilmek her zaman size rehberlik edecek en iyi yoldur. Ağrı doğal değildir… 

Bazı kadınlar, cinsel birleşme sırasında ağrı duymanın normal olduğunu düşünebilir. Ancak, gerçek şu ki, uyarılıp ıslaklık oluştuktan ve rahat bir pozisyona geçtikten sonra deneyimlenen penetrasyonlarda ağrı hissedilmesi beklenen bir durum değildir. 

Cinsel birleşme sırasında ağrı duyuyorsanız, enfeksiyon veya başka sağlık sorunları yaşamadığınızdan emin olmak için muayene olmanızı öneririz. 


Sizin normaliniz farklı olabilir

Cinsel birlikteliğinizin sıklığı, fantezileriniz veya partnerinizin ya da sizin hoşlandığız herhangi bir şey söz konusu olduğunda, başkalarının düşüncelerine saplanıp kalmak pek yararlı olmaz. 

Cinsel zevk ve güven çeşitlilik, keşfetme ve yenilik üzerine gelişir. Bu yüzden, alışılagelmişliğin dışına çıktıkça, uzun süreli bir arzu deneyimi yaşamış olursunuz.

İletişim, iyi seksin temel taşıdır


İletişiminizin sözlü olma zorunluluğu yok. Önemli olan, eşinizin neleri istediğini, nelere ihtiyaç duyduğunu bir şekilde hissetmek ve bilmek… 
Birçok çift için, bunu sözlü olarak gerçekleştirmek daha kolay ve emin bir yol oluyor. Cinsel organlar hakkında rahat hissettirecek kelimeleri kullanmak, partnerinin ne istediğini en başta bilmek çiftlere daha rahat hissettirir. 

Cinsellik konusunda iyi bir iletişime sahip olmak, çiftler için geliştirilmesi gereken önemli bir beceri olacaktır. Cinsel hayattan uzak kalındığında, tekrardan yola devam etmek için, iletişim, işleri yoluna koymak için fayda sağlayacaktır.

Erkekler cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdır.

Erkekler cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdır.

En yaygın mitlerden bir tanesidir. Bu düşünce erkeği büyük bir performans kaygısı içerisine sokabilir ve sertleşmeyle ilgili problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Örneğin ilk gece birçok erkek erken boşalma sorununu yaşar ve bunun ardından bunun doğal olabileceği düşüncesi yerine ümitsizliğe ve kaygıya kapıldıklarında, bunu tam olarak erkek olamamak düşüncesine bağladıklarında bu sürekli bir başarısızlık ve yetersizlik duygusuna neden olabilir. Bu da erken boşalma, iktidarsızlık gibi cinsel işlev bozukluklarını tetikleyen ve deavm ettiren unsurlara dönüşebilir. Ayrıca evlilik yaşantısında da eşler arasında uyumsuzluğa yol açıp yoğun bir stres unsuru olarak evlilik yaşantısının temellerini sarsabilir

2. Cinsellikte erkek yöneticidir, her şeyi bilir. Cinsel eylemi erkek başlatmalıdır.

Bu mit toplumsal anlamda kadın ve erkek olmanın ne demek olduğu ile ve toplumsal cinsiyet anlayışı ile doğrudan ilgilidir. Toplumumuz için düşünecek olursak kadının edilgen olması gerektiği anlayışını vurgulayarak bu edilgen rolün de devamına yol açar. Ayrıca çiftlerin cinsellik manasında kendilerini geliştirmelerinin önünü tıkar. Bunlara ek olarak bu cinsel mite göre cinsellik eyleminin başlamasına önayak olan kadın hafif, ahlaksız bir kadındır. Oysa yapılan araştırmalar kadının başlattığı cinsel eylemlerin her iki cins için de daha doyurucu olduğunu ortaya koymaktadır.

3. Erkekliğin, cinsel performansın ve cinsel gücün göstergesi sık sık cinsel ilişkide bulunmaktır.

Her iki cins için de düşünüldüğünde çiftler arasındaki cinsel istek düzeyleri farklı olabilir. Bu durum cinselliği bir keyif olmaktan çıkarıp bir mecburiyete dönüştürebilir ve evlilik açısından ciddi problemlerle karşı karşıya kalınabilir.

KADINLARIN CİNSEL PROBLEMLERİ

KADINLARIN CİNSEL PROBLEMLERİ

Tüm cinsel problemler tıbbi dikkat gerektirmez. Birçok insanın geçici cinsel problemleri vardır, bunlar genellikle anksiyete, stres gibi medikal nedenlerle alakalıdır. Eğer bu problem sizi daraltıyorsa veya ilişkinizin tehdit altında olduğundan korkuyorsanız, dışardan yardım almaktan çekinmeyin veya utanmayın. Eğer sağlık danışmanınız fiziksel olarak yardımcı olamıyorsa, ruh sağlığı uzmanı yardımcı olabilir veya sizi doğru yöne yönlendirebilir. Üç haftadan fazla süren herhangi bir cinsel problemde sağlık uzmanınıza danışmalısınız. Danışmanınız tıbbi sebepleri eleyebilir ve diğer problemleri çözmenizi önerebilir. Eğer problemin ne olduğundan emin değilseniz, problemin ne olduğunu bulmanıza yardım edebilir. Gerekirse size başka bir uzman önerebilir: psikoterapist, evlilik danışmanı veya seks terapisti.

BELİRLİ PROBLEMLERLE HEMEN İLGİLENİLMELİDİR:

”    Eğer cinsel ilişki aniden acı vermeye başlarsa, hemen ilgilenilmesi gereken bir enfeksiyon veya diğer tıbbi durumlardan biri gerçekleşmiş olabilir. ”    Eğer cinsel ilişkiyle bir hastalık bulaştığına inanacak sebepleriniz varsa, hem siz hem de partneriniz hemen tedavi edilmelidir. ”    Ayrıca, seks esnasında baş ağrısı, göğüs ağrısı veya bedenin herhangi bir yerinde ağrı varsa da sağlık uzmanınıza hemen görünmelisiniz. Aşağıdakilerden herhangi biri kadınlarda cinsel problemlere sebep olabilir: ”    İlişkide problemler olması – Görev dağılımı, çocuk yetiştirme veya para gibi ilişkinin diğer alanlarındaki sorunlar cinsel problemlere neden olabilir. Kontrol ve hatta istismar gibi meseleler ilişkideki cinsel uyuma zarar verir. Bu tip problemler kadının eşine cinsel ihtiyaçlarını ve isteklerini anlatmasını engeller. ”    Duygusal problemler – Depresyon, anksiyete, stres, kırgınlık ve suçluluk kadının cinselliğini etkiler. ”    

ŞEHVETİN SIRLARI

 Cinsel işlevlerin sağlıklı devam edebilmesi, seks hormonları, ruhsal ve zihinsel sağlık, yorgunluk, yaşam kalitesi gibi unsurlara bağlıdır. Bu unsurların bir uyumu sonucu ortaya çıkan cinsel arzu, insan doğasından ve doğanın koynundan fışkıran bir yaşam enerjisidir. Çeşitli becerilerle ve sanatlarla beslenir, doğru bilgi ve tecrübeyle olgunlaşır. Ancak cinsel mutluluğun tek bir sırrı, yoktur, sırları vardır ve herkesin sırrı kendi cinsel yaşamında gizlidir. İnsanoğlu kendini cinsel aşka ve hislere teslim ettiğinde, çok derinlere gizlediği ve nerede olduğunu bilmediği cinsel mutluluk sırlarına ulaşabilir. Cinsel mutluluğun, (1) çok istemek, (2) bir şeylerden vazgeçebilmek, (3) emek vermek ve (4) başarılı insanları model almak şeklinde dört kadim sırrıvardır.Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için insanın önce seksi bir ihtiyaç gibi görmesi ve zaman planlaması yapması, her sabah 5 dakika, her akşam 5 dakika ve gece yatarken 10 dakika partneriyle yaptıklarını ve yapacaklarını içeren cinsel fanteziler kurması, erotik romanlar okuması, erotik filmler izlenmesi, erotik danslar yapması, ayıp, yasak, gizem, ulaşılamazlık ve yenilik temalarını içeren cinsel fantezileri partneriyle paylaşması, orgazm taklidi yapması ve cinselliğe dair açık seçik konuşması (seksting) gerekir. Unutmayın, her şey önce en güçlü ve en büyük cinsel organ olan beyinde başlar, sonrası doğru bir ruh hali, doğru bir iletişim ve biraz da doğru cinsel tekniği öğrenmeyi gerektirir. İnsanın beynini doğru ve sağlıklı kullanması cinselliği daha çok istemesine yol açacaktır. Sonra insan, telefon, tablet, sosyal medya gibi kötü alışkanlıklardan vazgeçebilmelidir Daha sonra sekse emek vermelidir yanierotik masaj, uzun bir önsevişme ve cinsel aşk oyunlarıyla süslenmiş keyifli cinsel deneyimler yaşamalıdır. Cinselliği nasıl ifade edeceğine sadece ve sadece çiftin kendisi karar verebilir ve tecrübe ettikleri cinsel, zihinsel, duygusal ve bedensel zevklere değer vererek onları yüceltebilirler. İşte o zaman her şey kendiliğinden çok keyifli ve çok güzel olur.

ACELE İŞTEN HAYIR GELMEZ, ERKEN BOŞALMA!

Cinsellik keyifli, zevkli bir oyunsa penis ve vajina birer oyuncu, oyunu kurgulayan ve yöneten ise beyin ve vücudumuzun diğer duyu organlarıdır. Oyuncular oyunun senaryosuna sadık kalması gerekirken kimi zaman kendi başlarına hareket ederler ve oyunun bütünlüğünü bozarlar. Zevk ve haz alınması gereken durum anlamsız ve kötü hissettiren bir şekle dönüşür, ahenk bozulur.

Özellikle erkeklerde ülkemizde hiç de azımsanmayacak bir çoğunlukta yaşanan bu kontrolsüz durum (Erken Boşalma) zevkin yerini utanç, küçük düşme ve yetersizlik gibi duygulara bırakır.

Erken boşalma nedir?

Erken boşalma sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, çok az bir cinsel uyarılma ile kişinin istemesinden önce, vajinaya girmeden önce, girer girmez ya da hemen sonra boşalmanın olması’ seklinde tanımlanmaktadır. Ancak tanı koyarken klinisyenin, hastanın yaşı, cinsel partnerin yeni olup olmadığı, cinsel etkinliğin sıklığı, düzenliliği ve süresi gibi uyarılma evresini etkileyen faktörleri göz önünde bulundurması gerekmektedir.

Erken boşalma bozukluğunun net bir tanımlamasının halen yapılmadığını, ancak “erken” kelimesi ile ifade edilenin cinsel tepki döngüsünün plato evresinin kısa sürmesine vurgu yapıldığını belirtmek gerekir. Orgazm hızlıdır. Dolayısı ile erkek, boşalma refleksi üzerindeki iradi kontrolü öğrenememiş ya da kaybetmiştir ve uyarılır uyarılmaz orgazma erken ulaşmaktadır.

Obler, vajinal girişten itibaren iki dakikadan kısa sürede boşalmayı kriter olarak belirlemiştir. Kilman ve Auerbach vajinal girişten boşalmaya kadar 5 dakikalık bir süreyi ölçüt almayı ve süre ile birlikte kadının orgazm olup olmadığını da araştırma raporlarında belirtmeyi önermişlerdir. Bu tanımlardan anlaşılacağı üzere, erken boşalmanın tanımlamasında vajinal giriş ile boşalma arasındaki süre, partnerin orgazmından önceki boşalma yüzdesi, giriş-çıkış sayısı gibi çeşitli niceliksel kriterler belirlenmeye çalışılmıştır. Ancak Kaplan bu tür nicel tanımlamaların yetersiz olduğunu, sürenin değil boşalma refleksi üzerindeki istemli kontrolün olmamasının burada önemli olduğunu vurgulamıştır. Erken boşalan kişilerin erken boşalma süreleri çok farklılık gösterebileceğinden ve partner tepkisi kriteri de bu sebeple çok farklılıklar gösterebileceğinden, “erken boşalma” yetersiz bir tanımlama olmaktadır.

Erken Boşalmanın Tipleri:

Metz ve McCarthy 9 tip erken boşalma tanımladı. Keçe, bunlara 3 tip daha ekledi. 4’ü fiziksel nedenli, 7’si psikolojik ya da bilişsel nedenli ve 1 tanesi de diğer bir cinsel fonksiyon bozukluğunun eşlik ettiği karışık tip olmak üzere 12 tip erken boşalma tanımlandı.

1-Özgüven eksikliğine bağlı erken boşalma

2-Psikolojik streslere bağlı erken boşalma

3-Karışık tip erken boşalma

4-Psikoseksüel beceri eksikliğinden kaynaklanan erken boşalma

5-Nörolojik sisteme bağlı erken boşalma

6-Bilinçdışı çatışmalara bağlı erken boşalma

7-Psikolojik sisteme bağlı erken boşalma

8-fiziksel hastalığa bağlı erken boşalma

9-Fiziksel yaralanmaya bağlı erken boşalma

10-İlacın yan etkisine bağlı erken boşalma

11-İlişki stresine bağlı erken boşalma

12-Mahremiyet eksikliğine bağlı erken boşalma (Metz ve McCarthy 2003; Keçe 2012)

Erken Boşalmanın Nedenleri:

Kinsey premature ejakulasyonun oluşumuna ilişkin, sorunu cinsel ilişki sıklığının azlığına bağlamaktadır. Kaplan’a göre defekasyon, miksiyon gibi diğer biyolojik işlevler üzerinde denetimin öğrenilmesi gibi, erken boşalmada da benzer bir süreç islemekte ve kişi geribildirim duyumlarını yani orgazm duyumlarını algılayabildiğinde denetim kontrolünü öğrenilebilmektedir. Boşalma süresinin alkol, ilaç, kondom, anestol pomad ya da sprey gibi maddeler ile uzatılması boşalmayı geciktirmemekte, sadece uyarılmayı geciktirmektedir. Dolayısı ile uyarılma belli bir düzeye ulaştığında boşalma denetimsiz bir şekilde meydana gelmektedir.

Kişi boşalmak üzere olduğunu uygun zamanda fark etmeyi öğrendiğinde boşalmayı erteleyebilir. Bunun yanı sıra erken boşalma sorunu olan erkeklerde belirli bir düzeyde kaygı da yaşanmaktadır.

Çiftlerin erken boşalma olup olmayacağına odaklanması, cinsel yaşamlarında penis vajina birleşmesine odaklanmaları, kaygının daha da artmasına ve sorunun sürmesine etkide bulunabilmektedir.

Cinsel eylem ile iliskili anksiyetenin yanı sıra cinsel suçluluk, geçmişte yer alan ebeveyn-çocuk çatılmasının olması, kişilerarası ilişkilerde aşırı duyarlılık, cinsel performans ile ilgili aşırı mükemmeliyetçilik ya da gerçek olmayan beklentilerin olması diğer psikolojik faktörler arasında yer almaktadır. Ayrıca cinsel deneyimsizlik, kadına yönelik agresyon, saldırganlık ve öfke gibi duygularının olması, kaygılı kişilik yapısının olması diğer psikolojik etkenler arasında sayılmaktadır. Bunların yanı sıra olumsuz kültürel koşullamaların sonucunda da erken boşalma gelişebildiği, özellikle cinsel eylemin çabuk bitmesini isteyen fahişelerle olan ilk cinsel deneyimlerin ya da utanç verici olabilecek ortamlarda (oda arkadaşlarıyla paylaşılan ev gibi) yaşanılan cinsel deneyimlerin, erkeği hızla orgazma ulaşmaya koşullayabileceği belirtilmektedir. Bunun yanı sıra stresli, kötü kişilerarası iletişimlerin olduğu evliliklerde, bozukluğun şiddeti artabilmektedir.

Erken Boşalmanın Sıklığı:

Erken boşalma ülkemizde erkeklerde en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur ve her 10 erkekten 7’sinde erken boşalma görülmektedir (Keçe, 2012).  Davison ve Neale (2004) erken boşalma sorununun her sosyoekonomik düzeyden erkekte görülebildiğini bildirmişlerdir. Ancak Sadock (2007) erken boşalmanın günümüzde düşük eğitim seviyesinde olan erkeklere göre yüksek eğitimli erkeklerde, daha fazla oranda görüldüğünü rapor etmiştir. Bu durumu da yüksek eğitimli erkeklerin partner doyumunu düşünmelerine bağlamaktadır.

Malatesta ve Adms (1984), cinsel terapiye gelen erkeklerin %60’ının erken boşalma sorunu bulunduğunu belirtmektedir. Metz ve arkadaşları (1997), erken boşalmanın en yaygın erkek cinsel işlev bozukluğu olduğunu ve deneysel ölçümlerin beş çalışma için %0’dan %77’ye uzandığı sonucuna varmışlardır. En yüksek ölçüm %77 ile kuzey Hindistan popülasyonundan elde edilmiştir.

Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri:

Günlük yaşam davranışları cinsellikle yakından ilişkilidir. Cinsel hayatı normal, sağlıklı olan erkekler kendini daha güçlü, özgüvenli, başarılı hissederler.

Erken boşalma sorunu yaşayanların bir çok ortak özellikleri vardır;

Boşalma için aceleci olurlar,

Geçmiş cinsel performanslarından utanç duyarlar,

Partnerlerinin yaşanan cinsellikten haz almadığını endişesi taşırlar,

Duyulara ve dokunmanın verdiği hazza odaklanmazlar,

Cinsel açıdan kendilerine güvenmezler,

Cesaretleri eksiktir,

Hızlı yemek yerler,

Hızlı araba kullanırlar,

Hızlı konuşurlar,

Her konuda aceleci ve sabırsız davranırlar,

Çabuk sinirlenirler,

Stresli ve gergindirler,

Kontrolsüz davranışları vardır,

Çabuk güvenirler ya da güven duymada zorlanırlar,

Kaygılı ruh halleri vardır,

Çocukluklarında babalarıyla sorunları vardır,

Çocukluklarında altlarına ıslatmışlardır,

Genellikle eğitim düzeyleri yüksektir…

Erken Boşalmanın tedavisi:

Erken boşalma hem çok kolay hem de çok zor tedavi edilebilen nadir hastalıklardan biridir. Eğer neden; yanlış öğrenme veya bilişsel çarpıtmalara bağlı ise tedavi çok kolaydır. Ancak bilinçdışı çatışmalara, kişilik bozukluğuna ve ilişki sorunlarına bağlı ise tedavi zordur. Tedavi bazen zaman alabilir, haftalarca sürebilir.  Sabırlı olmak ve tedavinin uzun süreceğine inanmak gerekir. Erken boşalmanın tedavisinin önündeki en büyük engel aceleci tutumdur. Erkek acele ettikçe, erken boşalmanın tedavisi de zorlaşır.

Tedavide ilk aşama “neden” kaynaklandığının ortaya çıkarılmasıdır. Sonrasında, ilişkisel sorunların çalışılması, endişelerin giderilmesi, gevşeme ve rahatlamanın sağlanması, erken boşalma yaratan kişilik özelliklerinin tespit edilerek yerine daha olumlu davranışların öğretilmesi, sık cinsel ilişkide bulunarak gerilimin azaltılması, aşk oyunları ile rahatlamanın ve zevke odaklanmanın sağlanması ve kontrolün ele alınmasıyla sonlandırılır.

Boşalma denetiminin öğrenilmesi küçük ve büyük tuvaleti kontrol etmeye benzer. Tıpkı çocukların tuvalet alışkanlığı kazanması gibi. Kontrolü bozan etkenler ortadan kalktıktan sonra denetim altına almayı öğrenme kolaylaşır. Mutlaka düzenli bir cinsel hayat gerekir

Düşenin Dostu Olun; SERTLEŞME PROBLEMİ !!!

Günlük yaşamın stresinden uzaklaşmaya, aşkı ve sevgiyi buluşturmanın hazzını yaşamaya, birbirinde eriyerek bütünleşmeye, zamandan ve mekandan kopmaya,  arzu ve şehveti özgürleştirip doyurucu bir cinselliğe ulaşmaya ve tüm bu güzellikleri partneriyle paylaşmanın heyecanı içerisinde olmaya her sağlıklı erkeğin ihtiyacı vardır. Akşam evine gelirken ya da sevgilisine yakınlaşırken cinselliği düşleyen erkeklerin çoğu arzu ve istekle dolu olurken, bir kısmı ise sertliği kaybetme sonucunda istenilen ilişkiyi yaşayamamanın ve partnerine mahcup olmanın korkusunu yaşamaktadır. Yani, koltuk altında iki karpuz birden taşımaktadır. Bir taraftan ihtiyaç duyduğu cinselliği yaşamak için partnerine yönelmeyi isterken bir taraftan büyük bir hüsrana uğramanın korkusu ile geri adım atmakta, bu istek ile korku arasında sıkışıp kalmaktadır.        

Sertleşme problemi/iktidarsızlık (erektil disfonksiyon / empotans); “cinsel ilişki başlamadan önce, başlangıç sırasında, birleşme devam ederken ya da boşalma gerçekleşmeden önce penisin yeterli sertliği kaybetmesi” olarak tanımlanan, erkeklerde ciddi duygusal yıkımlar ve çökkünlükler oluşmasına sebep olan bir cinsel işlev bozukluğudur. Erkeklerin, hassas ve savunmasız olduğu cinsel hayatta iktidarsızlık yaşaması halinde; derin bir yetersizlik, değersizlik, beceriksizlik, utanç ve acizlik duyguları hissettiği bilinmektedir. Sertleşme problemi yaşandığı sırada kadının kaba, imalı, alaycı, kırıcı ve incitici bir tavır sergilemesi halinde erkeğin,  kendine ve partnerine yönelik öfke tepkileri verdiği sık görülmektedir.  

Eğer kadın, erkeğin kırılmasına karşı hassasiyet gösterir, kapsayıcı davranır, dikkati sertleşme probleminden duygusal yakınlığa kaydırırsa erkeğin çukurdan çıkmasını kolaylaştırır, ya tekrar sertleşme sağlanarak ilişkiye devam edilir ya da yapıcı bir şekilde ilişki sonlandırılır. Eşlerin bu süreçte, yaşanan problemin sadece erkeğin değil ilişkinin bir problemi olduğu düşüncesiyle hareket etmeleri ve çözüm sürecinde ortak sorumluluk almaları çok önemlidir. Cinselliği, sertleşmenin ve boşalmanın kıskacından kurtararak güvenli bir zeminde tutmak, sağlıklı bir ilişkiye doğru atılan ilk adımdır. Sertleşme olmadığında da yakınlaşmanın, paylaşmanın ve haz almanın mümkün olduğu inancıyla ilişkiye başlamak; hem erkeği rahatlatarak sertleşme sorununun kendiliğinden çözülme ihtimalini arttıracak hem de sertleşme kaybı olması halinde hüsran ile sonuçlanan değil daha az hazla bitirilen ama cinselliğin içinde saklı olan yakınlığın ve anlamın yaşandığı bir ilişkinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Cinsel hayatı yolunda giden erkeklerde de ilişki içerisinde bazen sertliğin azalması normal bir durumdur. Erkek sadece ilişkiye odaklandığında ve dokunmanın keyfini hissetmeye çalıştığında sertlik süreç içerisinde geri gelecektir. İlk sertlik kaybında paniğe kapılıp sadece penise odaklanırsa ikincil bir kaygı durumu ortaya çıkar ve kendini doğrulayan kehanet olarak iktidarsızlık yaşar. Bu kaygı haliyle sonraki ilişkiye başladığında yine olumsuz bir deneyim yaşarsa, problem kaygı bozuklukları temelinde kronikleşir ve kısır döngü şeklinde ilişkinin kaderi haline gelir. 

Amerikan Psikiyatri Birliğinin yayınlamış olduğu ve tıp hekimlerinin çoğunun hastalık tanımlaması yaparken referans aldığı DSM-5 tanı ölçütlerine göre Sertleşme Problemine bakacak olursak;

Tanı Kriterleri:

A ) Neredeyse her cinsel ilişkide (%75) aşağıdaki üç belirtiden birinin olması

  • Cinsel etkinlik sırasında sertleşme (ereksiyon) sağlamada belirgin güçlük çekme
  • Cinsel etkinliği bitirene dek sertleşmeyi (ereksiyonu) sürdürmede güçlük çekme
  • Sertlik düzeyinde belirgin azalmanın olması 

B )  A tanı ölçütlerinin en az altı aydır devam ediyor olması

C ) Bu problemi yaşamanın, kişide belirgin klinik sıkıntılara neden olması

D ) Bu cinsel işlev bozukluğu, cinsel kökenli olmayan ruhsal veya fiziksel bozukluğa, madde veya ilaç kullanımına bağlı ortaya çıkmıyor olması

Türleri

Başlangıç Durumuna Göre 

Birincil: Bu bozukluğun, kişinin cinsel açıdan kendini tanıdığı ve etkin olmaya başladığı zamandan beri var olması

İkincil : Bu bozukluğun, oldukça olağan bir cinsel işlevsellik evresinden sonra başlaması

Problem Alanına Göre 

Yaygın      : Bu bozukluğun bütün ortamlarda, durumlarda ya da eşlerde görülüyor olması

Durumsal : Bu bozukluğun yalnızca bazı ortamlarda, bazı eşlerde ya da bazı partnerlerde görülüyor olması

Görülme Sıklığı

Araştırmalara göre sertleşme probleminin, 40-70 yaş arası erkeklerde % 70 oranında olduğu görülmektedir. Bazı araştırmalara göre 70-79 yaş arasındakilerde % 69 oranında bulunmuştur. Masters ve Johnson’ na göre cinsel ilişkilerin % 25 inde ereksiyon sağlanmasında sürekli bir sorun vardır.

Nedenleri

Cinsellik sırasında penisin sertleşmesini engelleyen bir dizi psikolojik, fizyolojik, maddeye veya başka bir hastalığa bağlı etken söz konusudur. İktidarsızlığın psikolojik olmayan nedenlerine bakacak olursak ; fizyolojik kökenli bozukluklardan ( beyin, omurilik, sinirler, kan damarları, penis düz kası ve hormonlar gibi penisin işlevselliğini etkileyen yapılarda meydana gelebilecek bozukluklar), bazı hastalıklardan ( prostat ve mesane ameliyatları, diyabet, yüksek tansiyon, damar sertliği, testesteron azalması),  kullanılan bazı ilaçlardan(bazı antidepresanlar, kanser ilaçları, tansiyon ilaçları)  ve alınan bazı maddelerden ( aşırı sigara, esrar, eroin gibi uyuşturucular) kaynaklanma ihtimali vardır.

Sertleşme probleminin psikolojik nedenlerine bakacak olursak;

  • Performans anksiyetesi (başarısızlık korkusu)
  • Kadın tarafından reddedilme korkusu
  • Geçmişte yaşanan ereksiyon güçlüğü deneyimleri
  • Beklenti anksiyetesi (iktidarsızlık yaşayacağına dair beklenti)
  • Kadının tatmini ile aşırı ilgilenme
  • Baskı ve stres altında çalışma, yorgunluk
  • Meslek ve aile hayatına dair yetersizlik kaygısı
  • Partneriyle olan duygusal ilişkideki problemler
  • Cinsel isteksizlik ve erken boşalma gibi problemlerin varlığı 
  • Gebe bırakma korkusu
  • Bilinçdışı suçluluk duyguları
  • Cinselliğe dair yaşanan içsel çatışmalar (günah, yasak – arzu, istek)
  • Bilinçdışı olarak partneri ya da kendini cezalandırma

Erkek cinsel işlev bozuklukları arasında en sık karşılaşılan problemlerden biri olan sertleşme probleminin çözümü için, sorunun kaynağını doğru tespit etmek çok önemlidir. Sertleşme problemi yaşayanların çok büyük bir kısmının psikolojik kaynaklı olduğu bilinse de tıbbi muayene ve ürolojik bir değerlendirmenin yapılması önemlidir. Performans sergileme durumunun olmadığı zamanlarda (erotik rüya görme halinde, sabah tuvalet öncesinde, gün içerisinde farklı erotik uyaranlarda) sertleşmenin olduğu görülüyor ise psikolojik kökenli olma ihtimalinin çok yüksek olduğu söylenebilir. Sertleşme probleminizin kaynaklarının tespit edileceği, farkındalık oluşturulacağı, çeşitli yöntem ve tekniklerle çözümler üretilip tatmin edici bir cinsel yaşama kavuşmanızın sağlanacağı, etkin bir cinsel terapi sürecine uzman psikolog/cinsel terapist eşliğinde başlamanız, yeni bir başlangıç yapmanız adına yararlı olacaktır

VAJİNİSMUSUN PSİKOLOJİK TEDAVİSİ

Vajinismus Nedir?

Vajinismus; eğitim ve sosyo-kültürel düzeyi ne olursa olsun bütün kesimlerde görülen, kadının bir takım korku ve endişelerden dolayı istem dışı vajinasını kasması sonucunda cinsel ilişkinin gerçekleşememesi durumudur. Bazen penisin vajinaya girme durumunda değil, sadece ilişkinin hayal edilmesinde bile bu kasılma durumları söz konusu olabilir. Ülkemizde görülme sıklığı hayli yüksek olan vajinismus, daha çok yeni evli çiftlerde görülmekle beraber yıllarca evli kalan çiftlerde de görmekteyiz. Dünyada görülme sıklığı %2-4 arasında iken ülkemizde %10 ları bulmaktadır.

Vajinismusun Nedenleri

Kişiye, yaşadığı kültürel ortama göre değişen birçok nedeni vardır. Fizyolojik olarak bir çocuğun doğabileceği şekilde esnek olan vajinanın cinsel birleşmeye karşı kasılıp kendini kapatması anlamsız gibi görünse de, o an yaşanan endişe, korku ve kaygılar göz önünde bulundurulduğunda normal bir tepki olduğu anlaşılmaktadır. Önemli olan bu yaşanan kaygıların altında yatan psikolojik nedenlerdir.

Toplumumuzda ayıp ve yasak olarak algılanan cinsellik hakkında sağlıklı bilgiler edinilmemesi, yanlış ve yetersiz cinsel bilgiler,

Abartılarak anlatılan ilk gece hikayelerindeki korkutucu ve ürkütücü durumlar, genç kızlarda kendilerinin de ilişki esnasında çok acı çekeceklerine dair korku oluşturması,

Bekaretin kutsandığı toplumumuzda kızlık zarının yırtılacağı, patlayacağı, çok kan akacağı şeklindeki kaygılar,

Vajinanın küçük olduğu ve penisin giremeyeceği endişesi,

Yeterli uyarılma ve sevginin olmaması,

Kızlık zarının çok kalın olduğu düşüncesi,

Erkeğin ilk ilişki sırasında kaba davranması,

Bilinç dışı kadınlığı kabullenememe ve kız olarak kalma, masumiyetini kaybetmeme,

Annenin değersiz görüldüğü bir ailede kız çocuğunun önemsenmek istediği için kadınlığı reddetmesi,

Geçmişte yaşanan taciz ve travmalar,

Gebelik ve doğum korkusu,

Cinsel güvensizlik,

Cinsel isteksizlik,

Cinsel kimlik sorunları,

Güvensizlik,

Cinselliğin kadın için zevk değil görev olduğu algısı,

Gibi nedenler olabileceği gibi kadının daha farklı farkında olmadığı, bilgi çarpıtması, bilinç dışı nedenler, farklı bir kaygı ve korkunun buraya transfer edilmesi de olabilir.

Vajinismus İlişkiyi Nasıl Etkiler?

Vajinismusta ilk tepkiler genelde yaşanan durumu anlamlandıramama, korku ve panik halleri, umutsuzluk, başarısızlık, çiftlerin kendilerini birbirlerine karşı suçlu hissetmeleri ve çaresizliktir. Genelde ne yapacaklarını bilemezler ve çözümü ötelerler.

Kadın kendini eksik ve yetersiz hissederken, erkekte de istenilmeme, reddedilme gibi algılandığından öfke ve kırgınlık yaşanabilir.Yaşanan durumun sadece kendilerine özgü olduğunu düşünerek yoğun ümitsizlikler yaşarlar.

Uzun süre tedavi edilmediğinde erkekte, cinsel isteksizlik ve erken boşalma gibi sorunların ortaya çıktığı görülmüştür. Ayrıca evlilikte bir çok çatışmanın da temelinde cinselliğin olmaması yatmaktadır.

Cinselliği konuşmanın bile yadırgandığı toplumumuzda sorunu dile getirmek ve çözüm arayışında bulunmak çok zordur. En yakınlarından bile çoğu zaman gizlenir. Zamanla düzeleceği düşünülerek beklenir, yeni denemelerde bulunulur.

Neden bizim başımıza geldi?

Nasıl geçecek bu durum?

Tedavisi varmıdır?

Nasıl tedavi edilir?

Nereye, kime başvurmak gerekir?

Nasıl tedavi edilecek?

Tedavi ne kadar sürecek?

Maliyeti ne kadar?

Tedavi edilirse daha sonra tekrar bu sorunu yaşarmıyız?

Gibi bir çok soru akla gelir. Bu durumda yapılması gereken şey ne kadar süredir olursa olsun, hemen bir kadın doğum uzmanının muayenesinden geçip, cinsel terapiste başvurulmalıdır. Terapiye gelen danışanlarımızdan yıllarca vajinismustan dolayı cinsellik yaşamadan evliliklerini sürdürmeye çalıştıklarını görmekteyiz. Mutlu bir evlilikte önemli bir yer tutan cinsellik hem çiftlerin ilişkilerini güçlendirmesi, neslini devam ettirmesi açısından önemliyken hem de alınan hazzın, keyfin hayatlarına lezzet kattığını unutmamalıdır.

Vajinismusun Tedavisi

Tedavisi en kolay ve kısa süreli olan vajinismus, psikolojik bir sorundur. Sadece kadının değil çiftin her ikisinin de sorunudur.

Fizyolojik bir rahatsızlığın olup olmadığını anlamak için yapılacak jinekolog muayenesinden sonra, herhangi bir organik sorun olmadığı psikolojik nedenlere bağlı olduğu anlaşıldığında cinsel terapi yapan bir terapiste gidilmelidir.

Evli çiftlerin terapiye birlikte katılmalarını önermekteyiz. Kadın isterse tek başına da terapiye gidebilir. Eşlerin katılımı terapiye olumlu bir destek sağlar.

Vajinismus tedavilerinde bir çok değişik teknikler uygulanmaktadır. Tedavi şekli vajinismus sorunu olan danışanın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmaktadır. Sorunun altında yatan nedene göre kişiye özgü bir yaklaşım sergilenmektedir. Bazı danışanlarda sadece bilgilendirme yapıldığında sorunun çözüldüğünü görürken, bazılarında davranışsal terapi teknikleri uygulanması gerekmekte, bazılarında ise geçmişle ilgili ayrıntılı dinamik psikoterapi teknikleri uygulamak gerekmektedir. Bütün bu tekniklerin birleştirilerek bütüncül bir yaklaşımda sergilenebilmektedir.

Sorunun kaynağı sadece penisin vajinaya girmemesi, yani organlarla ilgili bir durum değil, ruhun, beynin ve bedenin ortak sorunudur.

Çiftlerin ikisinin birlikte katılmasını önemsediğimiz vajinismus terapisinin ilk seanslarında değerlendirme görüşmeleri yapılır; sorunun nedenleri, ne zamandır varolduğu, çiftin yaşamını nasıl etkilediği, nasıl ortaya çıktığı gibi bir çok soruya cevap aranır

Terapinin ikinci aşamasında; ilişkideki çatışmalar çözümlenir ve yeniden yapılandırılır. Eşlerin cinselliğe bakış açıları değerlendirilerek yanlış düşünce ve davranış örüngüleri düzeltilir. Cinselliğin bir görev yada zorunluluk olmadığı, istekli bir şekilde yapılan, evliliğin ve hayatın gerekliliği olduğu farkındalığı kazandırılır. Evliliği heyecanlı ve canlı kılan, çiftlerin birlikte yapmaları gerekli olan; iletişim kurma, dokunma, sarılma, birlikte aynı anda yatağa girme, sadakat gibi konular işlenir. Çiftlerin adeta yeniden flört yaşamaya başlaması sağlanmaya çalışılır.
Üçüncü aşamada; cinsel eğitim verilerek, çiftlerin cinsellikle, cinsel organlarla ve cinsel hurafelerle ilgili doğru ve gerekli bilgi edinmeleri sağlanır. Cinsel mitler ele alınarak doğrular netleştirilir. Vajinismusun sadece birinden kaynaklı olmadığı çiftlerin her ikisinin de sorunu olduğu, birlikte çözmeleri gerçeği vurgulanır. Çiftlerin birbirlerini suçlamamaları, destek olmalarının önemi üzerinde durulur. Cinsellikle ilgili bilinen tüm yanlış inançlar ele alınarak, suçluluk ve günahkarlık duygularıyla baş edilebilmesi için her iki tarafında cinsel gereksinimlerinin normal olduğu, doğal gereksinim olduğu ve uyumun öğrenilebileceği işlenir. Ayrıca kolaylıkla yapılabilen bir takım ev ödevleri verilir. İlişkide karşılıklı yapılan davranışların üzerinde durularak cinselliğin yetişkin yetişkine kaliteli ve zevkli bir eylem olduğu vurgulanır. 
Dördüncü aşamada; derinlerde hissedilen duygulara odaklanılır. Çiftlerin fantezileri, zevk algıları, kendilerini keşfetmeleri, çocukluk döneminin yansımaları ele alınır. Sosyo-kültürel baskıların oluşturduğu gerilimler giderilir. Toplumsal olarak kadına ve erkeğe yüklenen anlamsız sorumluluklar ve rollerin cinsel hayata olumsuz etkilerinden kurtulmaları sağlanır. 
Son aşamada ise çiftin baş başa birlikte yapacakları çeşitli aşk oyunları önerilir. Bu oyunlarla kendi bedenlerini ve partnerlerinin bedenlerinin keşfedilmesi, nelerden haz duydukları, nelerden hoşlandıklarını, sevişme sanatının inceliklerini hiçbir kaygı hissetmeden öğrenirler. Yeni ve ilgi çekici duygusal, cinsel teknikler öğrenirler. En önemlisi çiftler bütün bunları büyük bir keyif duygusuyla kendilerini ve partnerlerini en özel şekilde keşfetmek için yaptıklarından zevk ve mutluluk duyarlar. Sonuçta hayatlarını anlamlı kılan cinselliği; problemsiz, kaygısız doya doya yaşamayı ve mutlu olmayı öğrenirler

Cinsel Tiksinme Bozukluğu

Cinsel tiksinme bozukluğu sürekli olarak ya da tekrarlayıcı bir biçimde cinsel eş ile genital cinsel ilişki kurmaktan aşırı tiksinti duyma ve bundan tümüyle kaçınma olarak tanımlanmaktadır.

Burada birey bir partnerle cinsel ilişki söz konusu olduğunda endişe ve korku duyar. Tiksinti, cinsel birleşmenin herhangi bir yönüyle ilgili olabileceği gibi, tüm cinsel uyaranlara (öpüşme, dokunma gibi) yönelik de olabilir. Klinik olarak özgül fobiye benzer. Cinsel eylem söz konusu olduğunda kişide yoğun korku, bulantı, çarpıntı, bayılma hissi gibi belirtiler görülür.

Nedenleri

Tiksinmenin nedenleri arasında daha çok travmatik cinsel yaşantıların, çocukluk çağı istismarlarının, tekrarlayan ağrılı cinsel birleşmelerin ve çeşitli bilinç dışı çatışmaların rol oynadığı düşünülmektedir.

Bazı araştırmacılar cinsel tiksinme bozukluğu ile azalmış cinsel istek bozukluğu arasındaki sınırın oldukça belirsiz olduğunu düşünmektedir. Her iki bozukluğun ortak belirtisi cinsel ilişki sıklığının az olmasıdır, ancak cinsel tiksinme bozukluğu söz konusu olduğunda “iğrenç bulma” ve “fobi” kelimelerine özellikle dikkat edilmelidir. Bunun yanı sıra ‘cinsel tiksinme bozukluğu’, ‘azalmış cinsel istek bozukluğu’na göre daha ağır bir bozukluktur ve daha az görülmektedir.

Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta bu bozukluğun sıklıkla azalmış cinsel istek ile birlikte oluşudur ve hatta bazı araştırmacılar bu iki bozukluk arasındaki sınırların belirsiz olduğuna işaret etmektedirler. Schover ve Lo Piccolo Cinsel tiksinme bozukluğunu, hafif formunda azalmış cinsel istek bozukluğunun bulunduğu diğer ucunda ise fobik düzeyde cinsel kaçınmaların bulunduğu bir uzanımda değerlendirmeyi uygun bulmuştur. Ülkemizde diğer cinsel işlev bozukluklarına göre yaygınlığı az olsa da nadir değildir. Erkekte, sertleşme bozukluğu ya da geç boşalma ile birlikteliği sık görülür.

Dikkat çekici bir bilgi de, panik bozukluk ve sosyal fobide cinsel işlev bozukluğunun değerlendirildiği bir çalışmada, erkek ve kadınlarda en sık cinsel işlev bozukluğunun panik bozuklukta cinsel tiksinme bozukluğu (sırasıyla %37- 50), sosyal fobide ise erken boşalma olduğu (%47) bulunmuştur. İlginç olan panik bozukluk hastalarının çoğunda cinsel ilişki esnasında panik atak öyküsünün çoğu hastada olmamasına rağmen cinsel tiksinme bozukluğu sıklığındaki yüksektir(Crenshaw, 1985).

Cinsel tiksinme bozukluğuna ilişkin kesin bir veri olmamakla birlikte kadında cinsel tiksinme bozukluğu, diğer cinsel işlev bozukluklarına göre daha az oranda ve erkeklerde de kadınlara oranla daha az görülmektedir. Cinsel tiksinme bozukluğunda rol alabilen etkenler gözden geçirildiğinde; cinsellikle ilgili bilinçaltı suçluluk duyguları, günahkarlık, toplumsal önyargılar, cinsel korkular, cinsel travmalar, tecavüz, baskıcı bir ailede yetişme, cinsel kimlik ve yönelim sorunları, ağır kişilik sorunları, cinsel organların pis olduğu düşüncesi, cinsel fobiler ve eş reddi gibi etkenlerin varlığı görülmektedir.

Ayrıca, ağrı uyandıran çok sayıda cinsel birleşme deneyimi sonucunda da bu bozukluk gelişebilmektedir. Bunlara ek olarak partnerin psikolojik bir saldırıda bulunduğu düşünüldüğünde ve ilişki zorlukları yaşandığında tepkisel olarak gelişebilir.

Tedavisi

Cinsel sorunların nedenleri, ne zamandır varolduğu, kişinin yaşamını nasıl etkilediği, nasıl ortaya çıktığı çok önemlidir. Detaylı değerlendirme ve analiz sorunun tedavisi için önemli bir basamaktır. İlişkiyle, partnerle ilgili bir durum söz konusu ise çiftlerin cinselliğe bakış açıları değerlendirilerek yanlış düşünce ve davranış örüntüleri düzeltilir.

Sorunun altında yatan cinsellikle ilgili bilinçaltı suçluluk ve günahkarlık gibi duyguları, toplumsal önyargılar, cinsel korkular, cinsel travmalar, tecavüz, cinsel kimlik ve yönelim sorunları, ağır kişilik sorunları, cinsel organların pis olduğu düşüncesi, cinsel fobiler

gibi nedenler varsa terapi sürecinde çalışılır.

Doğru cinsel bilgilendirme yapılarak geçmişten gelen mitler, önyargılar, yanlış bilgiler, bilişsel çarpıtmalar düzeltilir, cinsel organlarla ve cinsel hurafelerle ilgili doğru ve gerekli bilgi edinilmesi sağlanır.

İmajinasyon, EFT, EMDR gibi tekniklerle olumsuz duygu ve düşüncenler değiştirilerek yerine olumlu ve zevk veren algılar yerleştirilir. Ayrıca partnerle baş başa birlikte yapacakları çeşitli aşk oyunları önerilir. Terapi sonucunda cinselliği; problemsiz, kaygısız doya doya yaşamayı ve mutlu olmayı öğrenirler.

Çok zevkli ve keyifli bir süreç olan cinsellik; olumsuz etkenlerden, sorunlardan arındırılarak doya doya yaşanması gerekir. Bu konuda etkin terapi yöntemlerinden yararlanmak için geciktirmeden yardım almak gerekir