Küllenen ateşi alevlendirmek

Cinsel hayatın monotonlaşması kader mi?”, “Çiftlerin cinsel tutkusunu yeniden arttırmanın bir yolu yok mu?” Monotonlaşan ve tutkusunu kaybeden çiftlerin aşk ve seks hayatlarını hareketlendirmeleri için açık iletişim kurması, partnere dokunması, suçlamak yerine sorumluluk alması ve endişelerin üzerine gitmesi gerekiyor.

Uzun süreli ilişkilerde cinsellik zamanla monotonlaşabilir ve çiftin birbirine karşı tutkusu azalabilir. “Cinsel hayatın monotonlaşması kader mi?”, “Çiftlerin cinsel tutkusunu yeniden arttırmanın bir yolu yok mu?” İşte monotonlaşan ve tutkusunu kaybeden çiftlerin aşk ve seks hayatlarını hareketlendirmek ve ilişkilerindeki tutkuyu yeniden canlandırmak için bir şeyler yapmaları gerekir. Uzun süreli ilişkilerde cinsel tutkuyu sürdürmenin şifresi, duygusal açıdan karşıdaki insanla bütünleşirken kendin olarak kalabilme yeteneğidir. Bu tür bir kendini geliştirmenin dört ana bileşeni oluyor, bunlar; “açık iletişim kurma, partnere dokunma, suçlamak yerine sorumluluk alma ve endişelerin üzerine gitme” şeklinde sıralanabiliyor.
 
AÇIK İLETİŞİM KURMAK ŞART!

Flört etmek, konuşmak, rolleri netleştirmek, aradakileri çıkartmak, ortak zevklerin peşinden koşmak ve yatak odasını kutsamak açık bir iletişimle mümkündür. Kişi böylece kimlik sınırlarını netleştirir ve kendi seçtiği şekilde davranır. Kendi olma duygusunu kaybetme ve kendini başkalarının tepkilerine göre ifade etme eğilimi duygusal kaynaşma olarak adlandırılır. Duygusal kaynaşma nedeniyle kimlik sınırları belirsizleşir ve karşıdan gelen basınca veya anlaşmazlığa karşı direnç azalır. Bu nedenle bağımlılığın olduğu duygusal kaynaşma yerine gönülden bağlılığın olduğu ayrışma gerekir. Ayrışma; kaynaşmanın zıddıdır ve duygusal açıdan karşıdakiyle bütünleşmişken kimliğini özgürce ifade etmeyi sürdürme yeteneğidir.
 
PARTNERE DOKUNMAK GEREKİYOR

Yakın olmak, kendi olmayı kaybetme endişesini doğururken, uzaklaşmak da karşıdakini kaybetme endişesine yol açabilir. Bu durumdan kurtulmanın tek yolu her şeyi göze alarak partnere dokunmak ve onun dokunuşlarına izin vermektir. Beraber banyo yapmak, beraber yatıp kalkmak, öpüşmek, ellemek, sarılmak, kucağına yatırıp saçlarını okşamak, el ele dolaşmak, erotik mesaj yapmak gibi eylemler hem huzur ve şifa verir hem de çiftin kendini güvende hissetmesini sağlar.
 
SUÇLAMAYIN SORUMLULUK ALIN

Kaynaşmanın doğal sonucu tepkiselliktir yani duygular herhangi bir düşünsel işleme tabi tutulmadan tepkisel olarak dışa vurulur. Bu yaklaşımın tersi tepkisel bir şekilde suçlamak yerine sorumluluk almaktır.
 
ENDİŞELERİN ÜZERİNE GİDİN

Çift ilişkilerindeki tutkuyu artırmak, gelişmek ve mahrem cinsel deneyimlerin yarattığı endişeleri durdurmak ya da onlardan uzaklaşmak yerine, endişelerinin üzerine gitmelidir. Kendini açığa vurma endişesi ile baş etmek esneklik sağlar, erotizmi ve cinsel tutkuyu ortaya çıkarır. Çünkü endişelerin üzerine gitmek, cinsel sınırları genişletmek ve engelleri aşmak, cinsel heyecan ve tutkuyu oluşturur.

Monotonlaşma kader değil

Şu an 25 yaşındayım ve neredeyse 9 senedir süregelen bir ilişkim var. Henüz birkaç ay evvel nişanlandık. Son 5 yıldır bir fiil birlikteyiz ve aynı evi paylaşıyoruz. Birbirimizi ne kadar sevdiğimiz belli fakat son zamanlarda cinsellikten keyif almamaya başladık.

Uzun süren ilişkilerde zamanla heyecan azalabilir, cinsel hayat monotonlaşabilir. Her zaman aynı şeyleri, aynı sıra ile yapmak cinsel hayatı rutinleştirebilir. Zamanla ve yaşla birlikte cinsel istekte azalma olabilir, ayrıca bazı ruhsal sıkıntılar ve ilişki çatışmaları cinsel isteksizliğe yol açabilir. Kilo alımı, kadın ve erkeğin eski fiziksel çekiciliklerinin azalması ve kadının anne tavırlarıyla davranması gibi etkenler de çiftin birbirine cinsel olarak bakış açılarını değiştirebilir. Bu hemen her çiftte görülebilen bir durumdur. Ancak bir kader değildir. Eğer çift isterse ilişkide heyecanı hep canlı tutabilir, monotonluğu kırabilir, farklı cinsel aktiviteler deneyebilir. Bu tamamen çiftin motivasyonuna bağlıdır. Cinsel hayatınızdaki monotonluğu önleyebilmek için heyecan verici yeni keşifler yapmanız, erotik kitaplar okumanız, farklı mekânlarda seks yapmanız, aşk oyunlarına ilişkinizde yer vermeniz faydalı olacaktır.

Hastalık habercisi olabilir

58 yaşında bir erkeğim. 2 kez evlilik yaptım ve 4 çocuğum var. En son eşimden ayrılalı 2 sene oluyor. Yaşıma göre dinç, sağlıklı ve genç sayılacak biriyim. Fakat eşim olmadığı için düzenli bir seks hayatım da yok. Sanırım bu nedenle son 1 senedir sertleşme sorunu yaşıyorum. Ne yapabilirim?

Cinsel ilişki için gerekli ve yeterli sertleşmeyi sağlayamama veya sürdürememe sorunu yaşla birlikte artar ancak yaşlanmanın mutlak sonucu değildir. Sertleşme sorunları aşırı strese, depresyona, kötü bir çocukluk dönemine, cinsel bilgisizliğe, geçmişte yaşanmış cinsel tacize, genelev ya da benzeri deneyimlerdeki başarısızlıklara, eş ile yaşanan uyumsuzluklara, yaşlanmaya, damar sertliğine, şeker hastalığına, kalp, böbrek ve karaciğer hastalıklarına, prostat ameliyatlarına, omurilik yaralanmalarına, uyuşturucu, alkol, sigara ve bazı ilaçların kullanılmasına bağlı olarak gelişebilir. Bu nedenle vakit kaybetmeden bir üroloğa başvurarak cinsel check-up yaptırmanızda fayda var. Çünkü sertleşme sorunları önemli bir bedensel hastalığın ilk belirtisi olabilir.

Çok eşlilik

Dünyada pek çok ülkede yasal olmayan ve suç sayılan çok eşlilik, ülkemizde Anayasa Mahkemesi’nin imam nikâhından önce resmi nikâh şartının kaldırılmasına yönelik kararı ile birlikte yeniden tartışılmaya başlanan güncel bir konu haline geldi. Diğer adıyla poligami, evlilik ilişkisinin birden çok kişi ile sürdürülmesi anlamına gelen bir terimdir. Birden çok eşi olanın kadın olması durumunda “çok kocalılık” (poliandri), erkek olması durumunda da “çok karılılık” (polijini) adını alır. Ayrıca eşcinsel çok eşlilik ve grup evliliği de çok eşlilik kapsamına girer. Ancak diğer durumlara çok fazla rastlanmadığından, çok eşlilik terimi genellikle çok karılılık yerine kullanılıyor. Çok karılılık da yaygın olarak iki eşlilik (bigami) biçiminde yaşanıyor. Toplumumuzda aile yapısı tek eşlilik temelleri üzerine kurulmuş olmasına karşın, eşler ve yaşandığı çevre tarafından da yadırganmadan makul görülen çok eşliliğe hatırı sayılır sıklıkta rastlanıyor. Ortak bir eşe sahip olan kadınlar için bir tanımlama bile yapılarak bu kadınların birbirlerine karşı durumlarına “kuma” adı veriliyor. Çoğunlukla kırsal kesimde görülen kuma kavramı ve çok eşlilik şehirlerde de diğer bir boyutuyla “metres hayatı” adı altında yaşanıyor. Eski uygarlıklardan bugüne yaşanmaya devam eden çok eşlilik sosyokültürel bir olgu ve genellikle gelenek olarak yaşanıyor. Bu geleneğin altında yatan nedenleri etkileyen kültürel, dinsel, demografik, ekonomik ve sosyal faktörler bulunuyor. Kadın nüfusun erkeklerden fazla olması, aşiretlerde genişleme, tarım toplumlarında da işgücü ihtiyacını karşılama amacı, töre gereği erkek kardeşin ölümü sonrasında onun eşi ya da eşleriyle evlenilmesi, eşin çocuk doğuramaması ya da erkek çocuk doğurmamış olması çok eşliliğin nedenleri arasında yer alıyor. Çok eşliliğin benimsendiği kültürlerde insanlara erken yaşlardan itibaren bu koşullandırma yapılıyor. Konunun psikolojik boyutunda ise, erkekler cinsel dürtüleri ve birden çok kadınla tatmin olma istekleri doğrultusunda çok eşliliği seçebiliyorlar ya da duygusal ilişkilerini sürdürdükleri eşlerinin yanı sıra cinsel istekleri için daha genç biriyle birlikte olmak istiyor ya da eşlerini kendilerine ait bir parça gibi görerek başka birine ihtiyaç duyabiliyorlar. Araştırmalar ve gözlemler çok eşli evliklerde tüm tarafların mutsuz olduğunu ortaya koyuyor. Kadınlar açısından bakıldığında psikolojik olarak pek çok olumsuz etkileri ve sonuçları olan çok eşlilikte avantajlı taraf olarak görülen erkek için de durum pek iç açıcı değil. Başlangıçta cinsel dürtülerle cazip gelen birden fazla eşin beraberinde getirdiği sorumluluklar ve bunlara bağlı olarak zaman içinde yaşanan sorunlar erkeğin de psikolojisini olumsuz etkiliyor.

Oral Seks

  • Oral seks kesinlikle bir cinsel anomali veya sapıklık değildir.
  • Gerekli temizliğe dikkat ettikten sonra oral seks iğrenç olarak yorumlanmamalıdır.
  • Kadının erkek cinsel organlarını ağzıyla uyarması, yalaması veya öpmesi anlamına gelen “fellatio” kelimesi  emmek fiilinden türemiştir.
  • Erkeğin kadın cinsel organını ağzıyla uyarması veya yalaması anlamına gelen “cunnilingus” kelimesi de vajen dudaklarını yalamak fiilinden türemiştir.
  • Erkeklerin çoğu penislerinin emilmesinden hoşlanırken kadınların çok az bir kısmı erkekleri bu şekilde uyarmaktan hoşlanır.
  • Erkeğin özellikle penis başı öpmeye, yalanmaya veya emilmeye çok duyarlıdır. Kadının ise özellikle klitorisi öpmeye, yalamaya ve emmeye aşırı derecede duyarlıdır.
  • Erkeğin erken boşaldığı durumlarda veya penisin sertliğini kaybedip ilişkiye devam edemediği zamanlarda kadını oral seks yaparak boşaltabilir.
  • Vajene bir şey sokulmadan yapılan oral seks bakirelerde kızlık zarına zarar vermez.
  • Erken doğum ve düşük riski bulunmayan ve cinsel heyecanın jinekologlar tarafından yasaklandığı özel bir durum yoksa her aydaki gebe kadına oral seks yapılabilir.
  • Oral sekste kesinlikle yeterli temizlik olmalıdır. Oral seks öncesi vajen içinin sabunla yıkanması vajende yanma yapar, vajene zarar verebilir veya kayganlaşmayı zorlaştırır. Fakat gün boyu cinsel organlar kapalı ve havasız sayılabilecek bir ortamda oldukları için bol su ve vajene kaçırmamak kaydıyla sabunla yıkanmalıdırlar.
  • Oral seks sırasında kadın erkeğin spermlerini yutabilir. Bu şekilde hamile kalınmaz. Ayrıca erkekler bundan inanılmaz derecede psikolojik bir haz duyarlar.
  • Oral seks sırasında vajenden salgılanan sıvılar normalde zararsızdır ve mikrop taşımaz. Bu sıvıları erkeğin yutmasının bir sakıncası yoktur.
  • Oral seks sırasında ağızdaki ufak yaralardan kan yoluyla hastalık bulaşma olasılığı vardır. Yutulan spermler ile cinsel yolla bulaşan çeşitli hastalıklar ve özellikle de HIV virüsünü kapma olasılığı vardır.

BOŞANMALARIN YÜZDE 20’Sİ CİNSEL SORUNLARDAN KAYNAKLANIYOR

Son yıllarda boşanma oranlarında yüzde 1,7’lik bir artış oldu. Buna karşılık evlenme sayısında belirgin bir azalma söz konusu. Mahkeme tutanaklarına “şiddetli geçimsizlik” olarak geçen ancak boşanma sebeplerinin yüzde 20’sini teşkil eden “cinsel sorunlar” boşanma oranlarında önemli bir yer tutuyor. Boşanmaya yol açan cinsel sorunlar boşanmadan sonra devam edebildiği gibi, şekil de değiştirebiliyor. Sorunlu evliliklerde yaşanan iletişim sorunları, yoğun öfke ve kavgalar zamanla cinsel hayatı olumsuz etkileyebiliyor, zamanla eşler birbirlerinden ve cinsellikten uzaklaşmaya başlayabiliyorlar. Sorunlu evliliklerden sonra yaşanan boşanmaların faturası bazen cinselliğe kesilebiliyor. Bunun yarattığı olumsuz duygular beraberinde cinsellikten daha da soğumaya, kaçınma davranışları geliştirmeye, sosyal ilişkilerden uzaklaşmaya ve içine kapanma gibi davranışlara yol açabiliyor. Yani boşanmak cinsel sorunları çözmüyor.

Erkeklerde Penis Boyu Takıntısı

Günümüzde birçok erkek “penis boyutum normal mi?” sorusuyla cinsel hayatını olumsuz yönde etkilemekte ve bu sorunun ağırlığıyla birlikte yoğun bir kaygı duymaktadır. Hatta bazı anne babalar bile erkek çocukları için benzer kuşkuya sahip olabilmektedirler. Bu konu her erkek egemen toplumda olduğu gibi ülkemizde de aşılması güç bir tabu halini almıştır.

Penis boyu konusu günümüzde iyi eğitim almış kişiler arasında bile güç ve otoritenin göstergesi olarak kabul edilebilmektedir. Çünkü penis boyu erkeğin cinselliğiyle özdeşleşmiştir ve cinsel hazzın, doyumun garantisi olarak algılanmıştır. Hâlbuki bu konunun bir standardı yoktur. Penis boyu çeşitli ırklardan olan ve farklı iklimlerde yaşayan insanlara göre farklılık gösterebilir. Doğumda ortalama 2,5 santimetre kadar olan gerilmiş penis boyu, ergenlik öncesi 5-6 santimetreye kadar ulaşır. Ergenlikte birçok erkek organının boyutu ile ilgili çeşitli kuşkular ve bunalımlar yaşayabilir. Ergenlikte penis boyu yaklaşık iki kat artar ve 8-10 santimetreye ulaşır. Ereksiyon halinde bu değer yaklaşık iki katına ulaşır ve 14-16 santimetre boyunda olur. Sonuç olarak yetişkin bir erkekte penis boyu ortalama 14 santimetre olmakla birlikte, 8-18 santimetre arası olan penisler normal boyutlarda kabul edilmektedir.

Sanıldığının aksine penis boyu ile cinsel performans arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Sertleşmiş penisin büyüklüğü ile erkeğin bir kadını cinsel yönden doyuma ulaştırabilme yeteneği arasında pek az ilişki vardır. Kadın psikolojik olarak ters yönde bir inanca koşullanmadıysa, tek başına penis büyüklüğü kadının cinsel tepkisini ya da birleşmeden doyum sağlamasını etkilemez. Çünkü vajinal uyarı vajinanın ⅓’lük giriş kısmında yoğunlaşır. Yani cinsel birleşme sırasında vajinanın en duyarlı bölümü, girişe en yakın alt kısmıdır. Penis, büyüklüğü ne olursa olsun, vajinanın bu kısmına değecek bir uyarıcı görevi yapacaktır. Ayrıca kadının asıl cinsel duyarlılık merkezi vajina değil klitoristir. Cinsel birleşme sırasında klitoris erkeğin penisine değil, penisin üstünde yer alan pubis bölgesine değer ve bu bölgenin basıncıyla uyarılır. Buradan yola çıkarak söylenebilir ki, mutlu ve tatmin edici bir cinsel yaşam için penis boyu tek kıstas olamaz. Çiftin birbiri ile açık ve samimi bir iletişim kurması, birbirlerinin arzu, istek ve beklentilerine değer vermeleri doyurucu ve sağlıklı cinsel yaşam için penis boyundan daha önemlidir. Ancak vajina normal büyüklükte, klitoris sertleşmiş ve vajina yeterince ıslak olduğu halde, penisin fiziksel rahatsızlık doğuracak kadar büyük olması veya cinsel birliktelik sırasında vajinaya yeterince temas edemeyecek ölçüde küçük olması seks için sorun yaratabilir ancak bir şekilde yeni sevişme tekniklerinin öğrenilmesiyle bu sıkıntı da çözümlenebilir. Ayrıca sorun yaratan durumlar için penis boyu cerrahi yöntemlerle en fazla 3-5 santimetre büyütülebilir.   

İLERİ YAŞTAKİ SERTLEŞME SORUNU

Estrogenolit Hap

Orta ve ileri yaşlardaki erkeklerde yaygın olarak görülen ereksiyon bozukluğu ile ilgili yanlış bilgiler, erkekleri hem cinsel hem de psikolojik olarak mutsuz edebilir. Bu durumu kendilerine yediremeyerek kimseye söyleyemeyen ya da bir uzmana başvurup çözüm aramaktan çekinen erkeklerin kendilerini bu soruna mahkum etmeleri, yakın ilişkilerinde ve iş yaşamlarında da olumsuz etkiler yaratabilir. Oysa ereksiyon sorunlarının çözümleri vardır ve erkeklerin ilerleyen yaşlardaki ereksiyon sorunları cinsel yaşamlarının sonu değildir!

Cinsel davranış, zaman, yaş, deneyim ve kişinin ilişkisinin bir yansıması olarak değişir. 40 ile 50 yaş arasında, çoğu erkek ereksiyonlarının eskisi gibi olmadığını fark eder. Artık erotik fantezilerden veya görsel uyaranlardan kendiliğinden ereksiyon olmamaya başlarlar. Ereksiyon olduklarında da sertlikleri eskisine göre az olabilir, ereksiyon süreleri kısalabilir ve hatta cinsel ilişki sırasında bile ereksiyonlarını kaybedebilirler. Bu değişiklikler erkekleri gerek cinsel gerekse duygusal olarak oldukça kötü etkileyebilir. Bu durumdaki erkeklerin bazıları cinsellikten de emekli olduklarını düşünürken, bazıları da erkekliklerini kaybettikleri endişesiyle ruhsal sorunlar yaşamaya başlayabilirler. Ancak orta yaştaki ereksiyon değişikliklerinin büyük çoğunluğu yaşa bağlı değişiklikler olarak normal ve olağandır. Yaşamdaki her şey gibi, cinsellik de yaşam boyunca bir dizi değişiklik geçirir

Estrogenolit Damla ve Estrogenolit Hap

. Erkeklerde cinsel yaşamdaki değişimin her aşaması, çoğunlukla testosteron seviyeleri ve cinsel özgüvenleri tarafından kontrol edilir. Bir erkeğin vücudundaki testosteron miktarı, 20’li yaşlarda en yüksek seviyesindeyken 30’lu yaşlardan itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. YAŞA BAĞLI EREKSİYON SORUNLARI GÖRÜLEBİLİR

Ereksiyon ya da sertleşme bozukluğu, teknik adıyla erektil disfonksiyon ya da halk arasında bilindiği şekliyle iktidarsızlık, cinsel birleşmeyi sağlamak için gerekli sertleşmenin oluşmasında ya da sürdürülmesinde ortaya çıkan tekrarlayıcı yetersizlik anlamına gelir. Ereksiyon sorunları her yaşta görülebilir. Genellikle yaşın ilerlemesiyle birlikte gelişen diyabet, obezite, kalp hastalığı, yüksek tansiyon gibi kronik tıbbi durumlar ereksiyonu doğrudan etkiler. Öte yandan onlarca yıldır sigara içen, günlük egzersiz yapmayan, yoğun alkol tüketen, sağlıksız beslenen ve kronik strese maruz kalan erkeklerin ereksiyon sorunuyla karşılaşmamaları pek mümkün değildir. Erken yaşlarda görüldüğünde ise yüksek tansiyon, kalp hastalığı ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarının uyarı işareti olabilir. Ereksiyon sorunlarının sıklığı yaşla birlikte artmasına rağmen kaçınılmaz olarak yaşanması gereken bir kader değildir. Aslında, ereksiyon bozukluğunun yaşlanma ile ilişkili olmayan birçok nedeni olabilir.

Estrogenolit Hap

Küllenen seks hayatınızı tekrar alevlendirin

Seks olmadan da evliliğimiz uzun yıllar sağlıklı bir şekilde devam eder deyip kendinizi kandırmayın. Özellikle erkeklerde seks yapma isteği güçlü bir istektir karşılanmadığı taktirde ciddi sorunlara sebep olabilir.

Cinsel hayatınızın sönük ve durağan bir şekilde devam etmesini istemiyorsanız Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak’ın sizin için verdiği önerilere göz atabilirsiniz…
 

 Gündemizde seks olsun

İlişkinin rutinleşmesi, modern hayatın koşuşturması, yorgunluk gibi yan etkiler ve  sanal dünyaya dalmak gibi  bir takım psikolojik sıkıntılar çiftlerin seksten uzak durmasına neden olabilir. sadece güvenli bir evlilik ve aynı çocuğun ebeveyni olmak sanki evlilik için yeterli bir durum olarak görüp seksi hiç yokmuş gibi yaşamaktan vazgeçin. 


Sağlıklı bir evlilik yaşamak istiyorsanız seks her zaman şarttır. Eğer bu aksaklığı sık sık yaşamaya başladıysanız çözüm yolları aramaya bakın. Aksaklığın neden meydana geldiğini bulmaya çalışın ve onun üzerine çözüm yolları üretin. Tabii bunları eşinizle beraber konuşun.

Kısa süreki seks


“Ön sevişme uzun olmalı” tanısı kesinlikle yanlıştır.. Bazen insan tamamen hazırdır ve sarılıp tek bir sefer öpüşmek ön hazırlık için yeterli olabilir. Fazla vaktiniz olmadığında ve rahat, uzun, romantik bir akşam geçiremeyecek durumda olduğunuzda kısa süreli seks imdadınıza yetişebilir.

İki taraf için de iki arada bir derede, sabah duştan önce ya da günün herhangi bir saatinde buluverdiğimiz bir boşlukta saate bakarak değil de arzularımızı dinleyerek kısa süreli hızlı seksin heyecanını kendinize hediye edebilirsiniz.

Gizli yapılan seks
 

Yaşanan bu cinsel ilişkide ‘’yasak meyve’’  adı altında benzer heyecan ve telaş vardır.Mesela çocuklar tv izlemeye dalmışken yatak odanızın kapısını kilitleyip eşinizle keyifli ve heyecanlı dakikalar geçirebilirsiniz. Ayrıca bekârken annenizin evinde kaldığınız odanızda veya eşinizin iş yerine ziyarete gittiğinizde kilitli bir odadaki koltuğun üzerinde sevişerek seks hayatınıza yeni bir soluk getirebilirsiniz. 

İnsanlar hemen yanı başınızdayken, kapıyı güvenli hale getirip birkaç dakika özel anlar yaşayabilirsiniz, bu heyecanınızı besler, diriltir.

Törensel seks
 

Kendinize ara ara başka ortamlar ayarlayabilirsiniz. Yakın bir şehre gidilmese de bir başka semtte manzarası güzel olan bir oteli ayarlayabilirsiniz. Keyif için sinemaya gidiliyor da biraz özel zaman ve ortam için çiftler neden özel ortam oluşturmasın.

Bu içinde mum ışığında bir akşam yemeği, fısıltılı konuşmalar, özel kıyafetler giyme, bir otel odası ya da evde ikiniz baş başayken romantik bir akşam yemeği gibi çok çeşit barındıran bir seks türü olarak görebilirsiniz, böylece eşinizle cinselliğinizi özel bir ortamda bir törene dönüştürebilir ve istediğiniz kadar uzatabilirsiniz

ERKEN BOŞALMA

Cinsel hayatı aktif olan her on erkekten yedisi hayatının bir döneminde erken boşalıyor.

Erken boşalmayı hemen her erkek aynı şekilde yaşar gibi görünse de aslında erken boşalmanın her biri farklı nedenden kaynaklanan 12 tipi vardır. 4’ü fiziksel nedenli, 7’i psikolojik ya da ilişkisel nedenli ve 1 tanesi de diğer bir cinsel fonksiyon bozukluğunun eşlik ettiği karışık tip olmak üzere inceleyeceğimiz erken boşalma çeşitleri özellikle klasik ve geleneksel yöntemlerin sonuç vermemesini anlamada bizi aydınlatacak bir sınıflama olacaktır. Psikolojik ve ilişkisel nedenler oldukça karmaşık ve birbirine bağlıdır, o nedenle bunları iyi anlamak gerekir. Erken boşalmanın sadece nedenleri değil, etkileri de karmaşıktır. Erken boşalma erkeğin öz saygısı, cinsel yaşantısı ve ilişkisi üzerinde yıkıcı bir etki yaratabilir. Kişi öfke, aşağılanma, hayal kırıklığı, kızma, yetersizlik, utanç ya da suçluluk doğuran eski deneyimlerini ve egosunu rahatsız eden birçok özrünü bilinç dışına itmekle kalmaz, bunları hiç yaşanmamış gibi de algılayabilir. Günahkârlık, suçluluk, bedel ödeme, kendini cezalandırma, kapalılık, saldırganlık, derin endişe, zevk ve yetenek etrafındaki çatışmaları gizlemek için erken boşalmanın ne anlam ifade ettiği mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Çünkü erken boşalan erkek, bilinçdışı olarak, hem kendini hem de partnerini cezalandırıyor olabilir. Ayrıcı tıpkı bir döngü gibi, bu etkiler erken boşalma sorununun daha da kötüleşmesine neden olabilir. Bu nedenle erkeğin hangi tip ya da tiplerde erken boşalmaya sahip olduğunu belirleme boşalma refleksini kontrol etmede özel ve etkili yaklaşımların geliştirilmesi için önem arz eder.

Erken boşalmanın 12 tipi var                                                                               

Kişiyi ilk önce ömür boyu olan ve daha sonra sonradan kazanılmış olan erken boşalma tiplerine göre değerlendirmek gerekir. Erken boşalmanın 5 tipi (nörolojik sisteme bağlı erken boşalma, özgüven eksikliğine bağlı erken boşalma, psikolojik sisteme bağlı erken boşalma, mahremiyet eksikliğine bağlı erken boşalma ve psikoseksüel beceri eksikliğinden kaynaklanan erken boşalma) ömür boyu süren erken boşalma tipini ifade eder, geri kalan 7 tip ise (fiziksel hastalığa bağlı erken boşalma, fiziksel yaralanmaya bağlı erken boşalma, ilacın yan etkisine bağlı erken boşalma, bilinçdışı çatışmalara bağlı erken boşalma, psikolojik streslere bağlı erken boşalma, ilişki stresine bağlı erken boşalma ve karışık tip erken boşalma) sonradan kazanışmış erken boşalmayı işaret eder. En yaygın erken boşalma tipleri; özgüven eksikliğine bağlı erken boşalma, psikolojik streslere bağlı erken boşalma, bilinçdışı çatışmalara bağlı erken boşalma, ilişki stresine bağlı erken boşalma,karışık tip erken boşalma (genellikle sertleşme sorunları gibi başka bir cinsel işlev bozukluğu ile birlikte görülen erken boşalma) ve psikoseksüel beceri eksikliğinden kaynaklanan erken boşalmadır. Daha sonra en yaygın olanlar psikolojik sisteme bağlı erken boşalma, nörolojik sisteme bağlı erken boşalma ve fiziksel hastalığa bağlı erken boşalma (genellikle prostat iltihaplanması)’dır. Fiziksel yaralanmaya bağlı erken boşalma, mahremiyet eksikliğine bağlı erken boşalma ve ilacın yan etkisine bağlı erken boşalma ise daha nadirdir.

Erken boşalma tedavi yöntem ve teknikleri

Erken boşalma cinsel terapi ile %100 tedavi edilebiliyor. Ancak cinsel terapiste giderek cinsel terapi alacak imkanı olmayanlar aşağıda önerdiğimiz egzersizleri kendi başlarına veya partnerleriyle uyguladıklarında boşalma denetimi kazanma sürecine girebilirler. Düzenli bir partneri olan erkekler; önce sevişmeli, tam bir sertleşme olduktan sonra sırtüstü yatmalı ve bütün dikkatlerini penisten aldıkları duyumlara odaklamalıdırlar. Bu sırada partneri ilk aşamada kuru elle, ikinci aşamada ise bebe yağı ile penisini uyararak mastürbasyon yapmaya başlamalıdır. Penisine odaklanan erkek, boşalmak üzere olduğunu hissettiğinde partnerine “Dur!” demelidir. Dur-başla tekniği adı verilen bu uygulamada erkek, acil boşalma isteği geçene kadar yavaş yavaş nefes alıp verir ve bu sırada makat ve yumurtalıklarının olduğu bölgeyi yavaşça gevşetir ve “osurur gibi” hep gevşek tutar, sonra “Başla!” diyerek partnerinden yeniden penisini uyarmaya başlamasını ister. Bu şekilde en az 30 dakika partnerinin dur-başla şeklinde yaptığı mastürbasyon ile kendini kontrol etmeyi öğrenen erkek, isterse kendini ödüllendirmek için boşalabilir. Bu sayede boşalmadan hemen önceki duyumları tekrar tekrar uzatılmış olarak yaşayan erkek, yüksek uyarılma düzeylerinde kendini kontrol etmeyi öğrenir. Mastürbasyon ile boşalma denetimi sağlandıktan sonra, aşamalı olarak kadının üstte olduğu bir pozisyonda cinsel birleşmeye izin verilir. Cinsel birleşme aşamasında da “Dur!” deyince penis içerde hareketsiz tutularak beklenir, acil boşalma isteği geçene kadar erkek yavaş yavaş nefes alıp verir ve bu sırada makat ve yumurtalıklarının olduğu bölgeyi yavaşça gevşetir ve “osurur gibi” hep gevşek tutar, sonra partnerine “Başla!” diyerek devam etmesini ister. Düzenli bir cinsel partneri olmayan veya herhangi bir nedenle cinsel terapiye partneriyle katılamayan erkek ise; yukarıda anlatılan dur-başla egzersizini kendi başına yapar. Mastürbasyonda boşalma denetimini kazanan erkek yine yukarıda anlatıldığı gibi partneriyle ilişkiye girebilir. Ayrıca dur-başla tekniği ile senkronize bir şekilde aşk kaslarını kasma ve gevşetme, Tantra teknikleri, ritmik nefes alıp verme metotları da kullanılabilir. Bu egzersizler ile erkek sadece uzun süreli boşalma kontrolü sağlanmakla kalmaz, aynı zamanda penisin sertleşmesini ve orgazmının kalitesini de yükseltir.

 

 

 

 

 

Kadınlar regl döneminde ne istiyor?”

Regl döneminde ruh hali değişikliğine ister istemez giren kadınların sinirlilik hali, değişen duygu durumları, tatlı krizleri ve karın ağrıları halk diline inmiş birer gerçek.
İşin özü; hemen hemen her kadının regl döneminde olduğundan farklı bir hale dönüşebildiği yalan değil.

“Kadınlar regl döneminde ne istiyor?” diye düşünen erkekler, sizden gelen soruları cevaplıyoruz…

Kadının regl dönemindeki tatlı krizine karşı hazırlıklı mısın?

Ağırlıklı olarak çikolata tüketmek isteyen kadınların regl döneminde tatlıya olan düşkünlükleri hormonel sebeplerden. Bu yüzden kalori hesabı gibi gereksiz bir detaydan bahsetmek veya imada bulunmak bir erkeğin yapabileceği en büyük hata denebilir.

Kadın ruhundan anlayan erkeklerin elinde çikolata ile gelmesi gönülleri feth etmek için şahane bir adım.

Anlamıyorsan da anlamış gibi yapamaz mısın?

Standart ruh hali sakin bir kadın bile karmaşık tavırlar sergiliyorsa, regl dönemi öncesinde yani PMS döneminde olabilir. ‘Senin neyin var?’ sorusunu sorma cesareti gösteren hemen her erkeğin alacağı cevap en iyi ihtimalle; ‘Ne gibiii!!!.’ olacaktır.

O an sinirlendiği şeyi, tepki gösterdiği durumu veya beklentilerini anlamaya çalışmak harika, ancak anlayamadığında olduğu hali ile bırakmak akıllıca olacaktır. Unutmamak gerekiyor ki %70’i gerçek 

Şaşırtıcı ama gerçek, SEKS mevzusu

Erkekler için her zaman cazip olmayan, kimi erkek için kabul edilebilir olmayan, hatta bazı erkekler için tek ‘dur’ zamanı olan regl döneminde seks yapmak kadınlar için hem çok cazip hem çok keyifli.

Kadının regl döneminde cinsel olarak aktif oluşu çoğu erkek için şaşırtıcıdır. Regl döneminde seks yapmak istemeyen erkekler sarılmak, öpüşmek, dokunmak ve koklamak gibi cinsel temasın devamını sağlayacak yolları tercih edebilirler.

Duygusallığın dozu yönetilebilir

Gözünde yaşlar, elinde mendiller, pijamaları ile evde dolaşan bir kadına ihtiyacı olanı vermek için romantik aşk filmleri genellikle iyi bir çıkış noktasıdır. Akşamüstü evde sarılarak izlenecek duygusal bir aşk filmi, ılık bir süt ve çikolata parçalı ılık kurabiyenin sakinleştiremeyeceği kadın yok.

Karmaşık ve zor gibi görünen regl dönemini kadın için yenilenme ve sevildiğini hissetme dönemine çevirebilen erkekler tam olarak kadınların deliler gibi aşık olduğu erkekler.

Hem kadınlar hem de erkekler için en sevilen ve en tahrik edici olan cinsel uyarılma yöntemlerinden biri olan oral seks konusunda erkeklerin gerçekten ne düşündüğünü merak ediyor musunuz? Erkekler oral seks yapmayı mı daha çok seviyor yapılmasını mı desek, tahmininiz ne olurdu?
Erkekler oral seks yapmayı seviyor mu? Erkekler kendilerine yapılan oral seks hakkında ne düşünüyor diye merak edenler için bir anket yaptık…
Bakalım sonuçlar sizi şaşırtacak mı 

ANI YAŞAYIN

Psikoterapist Keçe, geçmişte yaşanan olumsuzluklara saplanan ve gelecek kaygısı yaşayanların temel sorununun, şimdiye odaklanmakta güçlük çekerek anı yaşayamamaları olduğunu söyledi. Oysa cinsellikte sonucun değil anda kalarak ve hissederek sürecin yaşanması gerektiğinin altını çizen Keçe, bedensel duyumlara odaklanarak yaşanan anın hazzını hissedebilmenin önemli olduğuna dikkat çekti. İşte bu tip yaklaşımların da cinsel detoksun temelini oluşturduğunu belirten Psikoterapist Keçe, “Her düşünce, sonuca götüren bir araçtır. Işık gök gürültüsünden, düşünce de eylemden önce gelir. Bu nedenle cinselliği zehirleyen ve doğal akışını bozan, performans kaygısı, beğenilme arzusu, ‘süper erkek ve süper kadın olma’ beklentisi, mutlak orgazm ya da aynı anda orgazm olma gibi abartılı beklentiler, cinsel hayattan uzak tutulmalıdır” dedi. Aklımıza gelen, bizi rahatsız eden olumsuz düşünceleri görünmez dikenlere benzeten Psikoterapist Cem Keçe, “Bu dikenler cinsel mitlerdir (doğru bilinen yanlışlar), bir yerden değil, binlerce yerden gelip kalbimize batmaktadır. Olumlu düşünceler hayatımızın yakıtıdır. Ancak, olumlu düşüncenin gücünü ve etkisini gösterebilmesi için cinsel detoks yapıp, beynimizdeki engelleri, önyargıları ve sınırları kaldırmak şarttır. İnsan algılarının var olan en üst seviyesi olan ‘sevişmek’, sevginin paylaşılmasıdır, aşk yapmaktır, karşı karşıya değil, yan yana durabilmektir; ‘bir olma’ sanatıdır, iki ayrı vücudun ve ruhun bir olmasıdır. Cinsel detoks, insanın ‘savaşma seviş’ sloganıyla hareket edip hem kendiyle hem de olumsuz düşünceleriyle savaşmak yerine, hayatı ve sunduklarını olduğu gibi koşulsuzca kabul etmesiyle mümkündür,” dedi.