Evliliklerde Cinsel Hayat; Tutku ve İçtenlik

Evlilikleri ayakta tutan temel unsurlardan bir taneside cinselliktir. Cinsel ilişki, devam eden sağlıklı bir evliliğin en önemli bölümünü oluşturur. Karşılıklı olarak tatmin edici bir cinsel ilişki kendiliğinden otomatik bir şekilde olmaz. Çiftlerin emek harcaması gerekir. Kişiliğin diğer özellikleri gibi her bir eşin cinselliği de kişiye özgüdür. Her bir eş cinselliğe yaklaşırken diğer eşe saygılı ve anlayışlı olmalıdır. Cinsel yakınlık esnasında çiftler hoş duygular içinde birbirine yakın olmak, sohbet etmek, dokunmak, sarılmak, öpüşmek, masaj yapmak, birlikte banyo yapmak, birlikte mastürbasyon yapmak ya da cinsel birleşme yollarıyla birlikte haz duyarak cinselliklerini paylaşabilirler. Öte yandan aşk, karşılıklı beğenme, birlikte olmaktan mutlu olma ve bu konuda hayaller kurma, yalnızca bakışma bile cinsel bir yaşantı anlamına gelebilir. Evlilikte cinsellik konusunda dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır.

Cinsellik ve evliliğin diğer bölümleri birbiri ile ilişkilidir ve birbirini etkileyebilir. Örneğin parasal konulardaki sıkıntılar veya çatışmalar cinsel arzuların azalmasına sebep olabilir. Kişisel inançlar da önemli bir faktördür. Cinsellikle ilgili olarak her bir eşin kendisine göre neyin “doğru” neyin “yanlış” olduğu konusunda farklı görüşleri vardır. Gerçek yaşamda, iki eşin arasında yaşadığı cinsel ilişkide “doğrular” ve “yanlışlar” yoktur. Ancak her bir eşin kabul edilebilir veya kabul edilemez davranışlar konusunda inançları vardır. Kişisel inançlara anlayışla yaklaşılması ve saygı gösterilmesi gerekir, ancak bu çerçevede ortak bir yol bulunabilir. Bu noktada eşlerin cinsel beraberlikten beklentilerini ifade etmeleri için birbirlerine şans tanımalıdır. Çiftlerin yeniliklere açık olması da gereklidir. Her iki eşin karşılıklı anlaşması üzerine, cinselliği rutin ve sıkıcı olmaktan kurtarmak için çaba sarf etmek gerekir. Bu anlamda cinselliğinize yenilikler katmak iyi bir fikir olabilir. Eşinizin cinselliği hakkında daha fazla şey öğrenmeye çalışın. Kadınlık ve erkeklilik bir bilinmezliktir; bu bilinmezlikle ilgili bir şeyler öğrenmeye açık olunmasında yarar vardır ve çiftlerin birbirlerine bu konuda yardımcı olmaları önemlidir.

Evliliklerde cinsellik konusunu irdelerken tutku ve içtenliğe vurgu yapmakta yarar görmekteyim. İnsanoğlu hangi işi yapıyor olursa olsun güzel ve mutlu bir sonuç alması için yaptığı işi aşkla yapmalı, işini sevmelidir. Bu mekanik yorumdan öte iki farklı insanı bir yatakta, bir evde bir araya getiren evlilik olgusu açısından baktığımızda duyguların önemi başlı başına üzerinde durulması gereken bir noktadır. Evliliğin her adımında olduğu gibi cinsellik açısından da duygular çok önemlidir. Çiftler birbirilerinin duygusal ihtiyaçlarını fark etmeliler. Açıkçası bu cinsel birleşme öncesinde en önemli husustur. Duygusal açıdan birbirini tanımayan, partnerinin duygularını es geçen eşin diğerinin kendisini cinsel açıdan tatmin etmesini beklemesi çok önemli bir yanılgı olacaktır. Bu nedenle sadece cinsel sorunlar değil bütün evlilik içi çatışmaların temelinde duygusal farkındalığın artırılması önem arz eder. 

Cinsel sorunları için yardım talebinde bulunan çiftlerin arasındaki ilişkinin niteliği cinsel terapinin sonucu açısından önemli prognostik bir faktördür. Bu noktada, çiftin arasındaki bağın niteliği hem yüzeysel hemde derin bir şekilde anlaşılmalıdır. Gerçek bir sevgi bağının olması, özdeki klinik sorun her ne olursa olsun, kendini yüzeysel tartışmalar, kendini yüzeysel tartışmalar ve ufak tefek farklılıklar şeklinde gösterse bile cinsel terapi sürecini son derece olumlulaştırır. Birbirini derinden seven çiftler, işlevlerini yerine getirmeyi birbirlerini, hem bilinç düzeyinde hem de bilinç dışı düzeyde bütünüyle hissetmeyi gerçekten arzularlar. Böyle sevgi dolu çiftler için cinsel iyileşme tehdit oluşturmaz ve çatışma yaratmaz. Buna karşılık ilişkinin özünde düşmanlık, agresyon hakimse, etkileşimler görünüşte sakin olsa bile bunun tersi doğrudur. Böyle durumlarda iyi bir cinsel işleve yönelik arzu ifadesi, eşi incitmeye ve ona soğuk davranmaya yönelik bilinç dışı bir ihtiyaçla zıtlaşır. Bu tür bilinç dışı kızgınlıklar ve korkular terapi sürecine karşı da ciddi engelleri ve dirençleri harekete geçirecektir. Bir kadın derin kızgınlıklar beslediği bir erkeği nasıl sevgi ile okşayabilir ve ona nasıl haz verebilir? Yakınlaşmaktan ve ilişkiden korkan bir erkeğin bir kadına karşı sabırlı ve anlayışlı olma, onun kendisini uyarmasına izin verme olasılığı nedir? Bu tür negatif duyguların ve etkileşimlerin niteliği tedavi sürecinde değerlendirilmeli ve ele alınmalıdır. Bazen bunlar aşılamazdır ve terapiye engel olurlar. Ne de olsa cinsel tedavi her iki partnerinde kibri olmayan bir etkileşimini gerektirir. negatif duyguların çözümlenebilir korkulara ve dargınlıklara dayandığı farklı bir takım durumlarda terapist negatif etkileşimleri başarıyla ele alabilir .Aslına bakarsanız cinsel terapi bir çiftin motive olup evlilik problemlerini çözmelerine yardım konusunda harika bir fırsat sağlar.

Evliliklerde cinsellik üzerine konuşurken tutku ve içtenliğin öneminden bahsetmiştim. Uzun süreli bir ilişkinin seyri boyunca cinsel tutkuyu sürdürmenin anahtarı duygusal açıdan karşındaki insanla bütünleşirken kendi olarak kalabilme yeteneğidir. Bu tür bir kendini geliştirmenin dört ana bileşeni vardır. 

1. Kendini İfade Etme
Kendin olma duygusunu kaybetme ve kendini başkalarının tepkilerine göre ifade etme eğilimi duygusal kaynaşma olarak adlandırılır. Bu kaynaşma nedeniyle kimlik sınırları belirsizleşir ve karşıdan gelen basınca anlaşmazlığa direnç azalır. Duygusal açıdan kaynaşmış ilişkilerde partnerler içsel deneyimlerini tek bir gerçeklik birleştirmek isterler. Sonuçta her birinin hissettiği mutluluk düzeyi , kaçınılmaz şekilde karşısındakinin deneyim ve isteklerine bağlıdır. Her ikiside karşısındakine odaklanarak kendini ifade etmekten kaçınır ve uzlaşma sağlamaya çalışır. 

Kaynaşmanın zıttı ayrışmadır. Duygusal açıdan karşısındakiyle bütünleşmişken kimliğini sürdürebilme yeteneğidir. Ayrışma bizi başkalarından farklı kılan özgün kimliğimizi açığa çıkaran düşünceler düşünceler, duygular, değerler, duyarlılıklar güçler, arzular, fanteziler ve erotisizmin ifadesidir. İyi düzeyde ayrışan insanlar çok sayıda, farklı ve eşit ağırlıkta gerçeklikleri tolere edebilirler. Başkalarıyla birlikteyken kendileri olabilirler ve başkalarınında kendileri olmasını kabul edebilirler. 

2. Partnerle Temas

Duygusal açıdan kaynaşmış ilişkilerde tepkileri gözlemek için dikkat büyük ölçüde karşıdakine yoğunlaştırılır. Ancak bu tür bir dikkat çoğunluğun ilişki yada sekste isteyeceği bir şey değildir. Düşük ayrışma düzeylerinde farklar ilişkiyi tehdit eder. Bir partnere temas etmek rahatsız etmez ya da huzur vermez. Yakın olmak kendimiz olma endişesini doğururken, uzaklaşmakta karşımızdakini kaybetme endişesine yol açar. Eğer “ben olma” konusunda bir sorun varsa ayrılmak zorlaşır ve karşıdaki insana cinsel, duygusal ya da entelektüel açıdan giriş izni vermeye karşı doğal bir direnç gelişebilir.

3. Yansıtıcı Seçim

İlişkilerde ayrışmanın üçüncü bileşeni verilen duygusal tepkilerle ilgilidir. Çiftlerin kendi duygusal zorluklarını fark ederek bunlarla yüzleşebilme cesaretidir. Cinselliği yaşarken ya da öncesinde bazende sonrasında ortaya çıkabilecek duygusal durumların farkına varılarak kişinin yaşadığı olumsuz hislere rağmen cinselliği yaşayabilme cesaretidir. Kişinin cinsel performansı açısından duyduğu endişe, uzak kalma ve partnerinden gelen baskılar açısından nelere mal olabileceğini görmesi , onun tepkilerini alması ve partneriyle arasındaki seviyeyi koruyarak ona geri yansıtmasıdır diyebiliriz. 

4. Anksiyete Toleransı 

Ayrışma, ilişkideki sorunların çözümü veya anksiyetenin tedavisi değildir. Gelişme sürecinin her aşamasında anksiyete görülebilir, ancak ayrışmanın yarattığı anksiyete ile kaynaşma noktasına gerilemenin yarattığı anksiyete arasında mutlak bir fark vardır. Özellikle kadın hastalar, isteklerini dile getirdikleri takdirde, reddedilecekleri ya da terk edileceklerine dair korkuları nedeniyle ne istediğini bilemez durumda kalabilmekteler. Gerginliklerinden kurtulmak için eşlerini suçlayabilirler ve davranışlarını onlara acı verecek şekilde değiştirebilirler. Tutkulu ve içten bir ilişkideki doğal anksiyeteden kaçınmak daha fazla işe yaramaz ve anksiyeteye neden olur. Bu nedenle çiftler,anksiyete ile baş etme cesaretini sergilemelidirler. Anksiyete ile baş etmeyi sağlayan mekanizma, çiftlerin yeni heyecanlara ulaşmalarına yardımcı olur.

Özgüven Eksikliği

Sinirsel nedenlerin başında kazalar ya da travmalar gelir. Beyin veya bel sinirlerin hasarlarında sertleşme bozukluğu olabilir. Bunun dışında prostat kanseri ameliyatlarından sonra penise giden sinirlerin zedelenmesine bağlı oluşabilir. Sinir hasarlarının bir çoğu maalesef geri dönüşümlü değildir. Hormonal nedenler arasında en sık karşılaşılan yaşlanmaya bağlı testesteron azalmasıdır. Yine annede süt hormonu olarak bilinen prolaktin hormonunun fazlalığı sertleşme bozukluğuna neden olabilir.

Antipsikotik ve bazı tansiyon ilaçları sertleşmeyi azaltabilir. Özellikle epilepsi hastaların kullandığı ilaçların sertleşme üzerinde olumsuz etkileri vardır. Penil hastalıklar arasında travmalar ve peyronie sayılabilir. Peyronie hastalığı penisin sertleşen kısımlarında kireçlenme olması şeklinde basitçe tarif edilebilir. Peyronie’de sadece sertleşme kaybı değil aynı zamanda penis eğriliği, penis kısalması ve penis ağrısı sıklıkla görülebilir. Penis kırıklarından sonra sertleşme bozukluğu görülebilir.

Psikojenik sebepler arasında depresyon, performans anksiyetesi, özgüven eksikliği, partner ile ilgili çatışmalar, sosyal sorunlar, stres ve aşırı kaygı sayılabilir.

Örneğin cinsel yolla bulaşan hastalıklardan dolayı aşırı kaygı duyan bir kişi sağlıklı bir sertleşme sağlayamayabilir. Depresyonda olan kişilerde cinsel istek azlığı nedeniyle yeterince sertleşme sağlayamaz. Kanımca günümüz dünyasında erkeklerin en büyük sorunu performans anksiyetesi. ‘Acaba partnerimi mutlu edebilecek miyim, acaba penisim yeteri kadar büyük mü, acaba erken mi boşalacağım?’ gibi endişeler ile ilişkiye başlamak ciddi bir anksiyete yarattığı için sertleşme kayıplarına yol açabilir. Bu ise kişiyi cinsel ilişkiden soğutabilir. 

Acaba Tekrarlar mı? 

Sertleşme bozukluğuna organik (fizyolojik) nedenler, psikojenik nedenler ya da karma (organik ve psikojenik beraber) nedenler yol açabilir. Bugün en çok kabul edilen ve benimde benimsediğim tip karma olan tiptir. Çünkü kişiler fizyolojik olsun psikojenik olsun bir kez başarısız olduğunda hemen korku fantezileri geliştirerek ‘acaba tekrarlar mı?’ sorusunu sıklıkla kendine sormaya başlar. Bu nedenle her fizyolojik sertleşme bozukluğunun altında az ya da çok psikolojik nedenler yatar. Buna en büyük örnek aynı dozda, aynı sertleşme ilacı kullanımda sertleşmenin bazen olup bazen olmaması gösterilebilir. Sonuç olarak organik sebepler tedavi edilirken psikojenik nedenler de göz ardı edilmemelidir.

Sertleşme bozukluğu olan hastalar üroloji uzmanına başvurduğunda tüm bu  sebepler tek tek gözden geçirilir ve bu bilgiler hastaların söyledikleri ile harmanlanarak önce bir tanıya sonra uygun bir tedaviye karar verilir. Örneğin uygun zaman, uygun yer ve uygun kişi ile yapılan cinsel eylemde sertleşme bozukluğu var ise bu daha çok organik (fizyolojik) olabilirken,  partner ile olamayan ama mastürbasyon ile olabilen bir sertlik var ise bu daha çok psikojenik olabilir. Bu ve bunun gibi daha bir çok ayrıştırma muayene sırasında yapılır.

SANAL ALEM ÇİFT İLİŞKİSİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR!

Günümüz koşullarında internet erişiminin olmadığı ev ve iş yeri kalmadı… Bilindiği üzere iş yerlerinde bile haberleşmek, istek bildirmek, tavsiye vermek, veri göndermek, sunum yapmak ve hatta fırça atmak için bile sosyal ağlar (e-mail adresleri, google talk gibi anlık konuşma sağlanabilecek paneller) kullanılıyor. Dolayısıyla, pek çok işveren ve işçi her türlü iletişimlerini internet üzerinden halledebiliyor. Hal böyle olunca, internet erişiminin ve iş yerlerinde uygulanan internet sisteminin verdiği rahatlıkla hem işveren çalışanından evde çalışmasını talep edebiliyor hem de çalışan yetiştiremediği işleri evde yapmayı tercih edebiliyor. Hal böyle olunca çiftlerin hem bireysel hem de cinsel hayatları olumsuz etkileniyor. Dolayısıyla, eve iş getirmek, belki de tek yüz yüze iletişim sağlanan ortak alanını istila ediyor. Bu durum da, günün özlemini giderebilecek kadar birbirine zaman ayıramayan, ortak alanda farklı köşelerde sessiz sedasız oturmak zorunda kalan ve yatma vakti geldiğinde yalnızlığa mahkûm kalan çiftlerin artmasına, bireysel ilişkilerin ve cinselliğin ikinci hatta üçüncü sıraya atılmasına neden oluyor.

GERÇEĞİ VARKEN SANAL OLANI TERCİH ETMEYİN…

Sanal âlemde flört etmenin sınırlarını çizmek oldukça zor… Genellikle bir oyun gibi başlayan yazışmalar daha sonra tutkulu birer ilişkiye dönüşebiliyor. Bireyler yolunda giden ilişkileri olsa bile, zamanla kendilerini sanal ortamdaki cazibeli duruma kaptırabiliyor. Sevgiliden ya da eşten zaman çalınarak, çeşitli bahanelerle sosyal paylaşım ağlarına girilmeye çalışılması ilişkilerde sorunlar yaşanmasına ortam hazırlıyor. Cinsellik sevgi, saygı güvenin paylaşıldığı, dokunmanın verdiği hazların yaşandığı ve ancak ruh, zihin ve beden bütünlüğünde yaşanıldığında sağlıklı olan bir eylem… Oysa sanal seks bu bütünlüğü sağlayamıyor, kişiyi paylaşmanın verdiği hazlardan yoksun bırakıyor ve yalnızlaştırıyor. Dolayısıyla, cinselliği tüm boyutlarından soyutlayıp sadece zevki ön plana alan ve mekanikleştiren sanal seks dünyasına alışmış bir kişi, gerçek yaşamda cinsellikte sorunlarla karşılaşabiliyor. Çünkü sanal seks sonrası, gerçek yaşamda fanteziler daha zor paylaşılıyor, cinsel beklentilerin sadece sanal ortamdaki gibi olacağına inanılıyor. Bu nedenle zamanla sanal ortamda yaşanılan cinselliğin verdiği haz, partnerden alınmaz bir hale geliyor. Bunu biraz daha açacak olursak, kişinin sanal sekste mastürbasyonla boşalması, gerçek yaşamda partneri tarafından yapılan uyaranlara cevap vermesini zorlaştırıyor ve cinsel işlev bozukluklarına zemin hazırlıyor.

NE YAPMAK GEREKİYOR?

İş ve ev yani çalışma hayatıyla özel hayat arasındaki farkı anlayabilmek için iyi bir zaman yönetimine ihtiyaç var… Eve iş getirmemek, partnerler arası iletişimi ve cinsel ilişkiyi iyileştirebilmek için olduğu kadar beynin rahatlayabilmesi ve vücutta oluşan stresin boşalabilmesi içinde bir hayli önemli… Özellikle ev ortamına ayak basıldığında, akıllı telefonları kafesine kapatmak, laptop ve tabletleri rafa kaldırmak, sanal alemden uzak durabilmek için önemli bir adım… İkinci adım ise gün boyu mahrum kalınan aile ya da partner ilişkilerine yeterince zaman ayırabilmek için ortak yapılabilecekler listesi (zeka oyunları oynamak, film izlemek, müzik dinlemek, sohbet etmek, sosyalleşmek vb.) hazırlamak olmalı… Böylece geç saatlere kadar olan yalnızlaşma son bulabiliyor ve çiftler ruhu ve bedeni paylaşabilme sanatı olan cinselliği doyasıya yaşayabiliyor. Sosyal ağların kullanımının yaygınlaşması sonucu ortaya çıkan “sanal seks” uygulamasının önüne geçebilmenin üçüncü yolu ise, ev ortamında internet kullanımının sınırlandırılması ve çift odaklı aktivitelerin arttırılması… Aksi takdirde sanal alem bağımlılığı başlayabiliyor.

Evliyse daha mı çekici

“Evli erkeğin karısını boşayıp sevgilisiyle evlenmesi hikayesi gerçek mi yoksa şehir efsanesi mi?” “Gerçekten kadınlar evli erkekleri daha mı çekici buluyor?” “Bekâr kadınlar neden evli bir erkekle aşk yaşıyor?” Merak edilen bu sorulara yanıt veriyoruz.

İlişki yaşamak için tercih edilen evli erkeklerin sayısı son zamanlarda büyük bir artış gösteriyor. Yapılan araştırmalar da, kadınların evli erkekleri daha çekici bulduğunu ortaya koyuyor. Elimizde olan mevcut verilere göre, evli erkeklerle birlikte olan kadınların önemli bir kısmının “kazanma ve elde etme içgüdüsü” ile bu tür ilişkilere başladığını görüyoruz. Hem cinsinin sahip olduğu erkeği elde etmek ve bunu bilerek yapmak, dişilik savaşından başka bir şey değil gibi görünüyor. Şairin de dediği gibi; “Sende olmayan her şey, sende olan her şeyden değerli gelirken, elde edince değersizleşiyor, her ne ise elde edilen…”

İYİLİK PERİSİ ZANNEDER

Evli bir erkekle yaşanan cinsellik sonunda herhangi bir bağlılık ve sorumluluk doğurmayacağı gibi, amacından şaşmayan kadın için de farklı getiriler sunar. Evli erkekle yatağa giren kadın, erkeğin evliliğinde mutsuz olduğunu düşünerek sanki onu kurtarıyormuş düşüncesine bürünür ve kendini “iyilik perisi” olarak görebilir. 
İşin özünde, üzerine yılların yorgunluğu ve yıpranmışlığı çöken evlilik, yasak ilişkiyle monotonluktan kurtulmaktadır. Çünkü aile düzenini ve çocukların bakımını üstlenen eş, kocayı ihmal eder olmuştur. Bu erkeğin kendini reddedilmiş ve güçsüz hissetmesine neden olabilir. Evli erkek yeni ve genç sevgilisi karşısında tartışmasız bir şekilde tekrar en büyük ve en güçlü olur.

SEVGİLİ KALDIĞI SÜRECE…

İkinci kadının erkeğin gözünde, sorumluluk almadan sevgili olarak kaldığı sürece çekici olduğu, evlenme söz konusu olunca evdeki kadından bir farkı kalmayacağı için çekiciliğini yitireceğini unutmamak gerekir. Kadın erkeğe aşık olur fakat erkek kendini geri çekerse işler daha da karışık bir hal alabilir. Bu durumda ipleri eline alan taraf erkek olduğundan, kadın duygusal olarak çok yara alır ve çırpındıkça batar. Öfke ve kırgınlık içinde hırsına yenik düşerek büyük hatalar yapabilir. 
Evli bir erkekle birlikte olan kadın, öncelikle bilmesi gerekir ki, kimse kolay kolay karısını boşayıp onunla evlenmez. Hayalle yaşanan bir ilişkinin hüsranla sona ermesi çoğu zaman kaçınılmazdır.

HIRS VE REKABET Yani bir şehir efsanesi olan “evli erkeğin karısını boşayıp sevgilisiyle evlenmesi” genellikle gerçek dışıdır ve tüm efsaneler gibi kulaktan kulağa yayılan hoş bir söylenti olarak kalır. Aksi durumlar görüle de istisnalar kaideyi bozmaz. Üstelik sevgilisi için eşini aldatan bir erkeğin, daha yeni bir sevgili için eskisini aldatma ihtimalini de unutmamak gerekir. Sonuç olarak, kadınların evli erkekleri tercih etme nedenlerini şu şekilde özetleyebiliriz:
“Sevgi arayışı, macera arayışı, psikolojik bunalım dönemindeki arayış, erkeğin maddi durumu, merak, hırs ve rekabet, kıskançlık, özgürlüğe olan düşkünlük.”

İlişkiye Girmeden Önce Bunları Yapın

CINSEL ILIŞKIDEN ÖNCE MESANENIZI BOŞALTMAYIN:

Cinsel ilişkiden önce mesaneyi boşaltmak, doğru sanılan yanlışlardan biri. Cinsel ilişki sırasında çok fazla bakteri idrar yollarına taşınır. Bu nedenle de cinsel ilişkiden önce değil sonrasında mesanenizi boşaltmanız idrar yollarındaki bu bakterileri dışarı atmanıza yardımcı olacaktır. Ayrıca bol su tüketmeniz de bu konuda yararlı olacaktır.

CINSEL ILIŞKI ÖNCESINDE OLUMSUZ ŞEYLERI DÜŞÜNMEYI BIRAKIN:

Cinsel ilişkinizin sağlıklı ve doyumlu olmasını istiyorsanız cinsel ilişki öncesinde aklınızdaki tüm can sıkıcı şeyleri bir kenara bırakın. Çünkü bu tür can sıkıcı şeyleri düşünmek ve sorunlara odaklanmak, sizi ve partnerinizi kötü etkileyecektir. Üstelik olumsuz düşüncelerin cinsel gücü aşağı çektiği de söyleniyor.

CINSEL ILIŞKIDEN HEMEN ÖNCE YEMEK YEMEYIN:

Eğer tıka basa dolu bir mideyle cinsel ilişkiye başlarsanız vücudunuz, enerjinizi mideniz için harcayacaktır ve bu da sizin cinsel ilişkideki performansınızı kötü etkileyecektir.

CINSEL BIRLIKTELIK ÖNCESINDE ÇOK ÇALIŞMAKTAN KAÇININ:

Bu durum, enerjinizi aşağı çekecek ve yine cinsel ilişkideki performansınızı etkileyecektir. Üstelik kaslarınız yorgun olursa cinsel ilişki sırasında yeterince gevşeyemez. Böylece, beden kendini yorgun hisseder ve ilişkiden alınacak zevk tatmin etmez.

TEŞVIK EDICI EK ILAÇLARDAN UZAK DURUN:

Eğer ilişki öncesinde ilaç alırsanız, zamanla vücudunuz ilişki için kendi enerjisini kullanmak yerine bir takviye beklemeyi alışkanlık haline getirir. İlaç almak yerine kendi enerjinizi harcayın ve sınırlarınızı görün.

KARIŞIK YA DA OLUMSUZ DUYGULARDAN KAÇININ:

Sinirli, kızgın ve ya karamsarsanız önce bu duygularınızdan kurtulun. Kendinizi cinsel ilişkiye hazırlamak için bu tür negatif duygulardan arının. Çünkü bu tür duygular hem sizin hem de partnerinizin dengesini bozacaktır. Üstelik, bedeninize olumsuz duygular hakim olduğu için bedeniniz öncelikle bu duyguları çözmeye odaklanacağı için enerjiniz ikiye bölünmüş olacak. Bu da cinsel birlikteliğinizin kalitesini kötü etkileyecektir.

Mindfulness Cinsel Performansınızı Nasıl Etkiliyor?

Mindfulness, bilinçli farkındalık olarak tanımlanıyor. Yaşadığınız o ana odaklanma, diğer etkenleri unutmak olarak da biliniyor. Cinsel ilişki sırasında da mindfulness bu özelliği sebebiyle daha fazla zevk vermesi, orgazm olmanızı kolaylaştırması, önyargılarınızdan kurtulmanızı sağlaması, günün stresinden uzak tutması ve mutlu bir birlikteliğin püf noktası olması gibi etkenleri vardır. İşte mindfulnessin cinsel performansınıza etkisi…

DAHA FAZLA ZEVK ALMANIZI SAĞLAR:

Cinsel ilişkinize odaklanmanızı yaşadığınız birliktelikten daha çok zevk ve haz almanızı sağlar. Eşinizin isteklerine cevap verir ve daha tahrik edici bir birliktelik yaşamanızı sağlar.

ORGAZM OLMANIZI KOLAYLAŞTIRIR:

İki tarafın da orgazm olması pek fazla rastlanan bir durum değildir. Fakat mindfulness bunun gerçekleşmesine katkı sağlar. Ön sevişmeyi uzatmayı ve yaşadığınız her andan ayrı bir haz almanızı sağlar. Devamında yaşadığınız birlikteliğe hislerinizi, arzunuzu ortaya koymak orgazma ulaşmanızı sağlayacaktır.

MUTLU BİR BİRLİKTELİĞİN PÜF NOKTASIDIR:

Kendinizi ne kadar çok cinsel birlikteliğe odaklarsanız o kadar fazla haz alırsınız. Mindfulness bu konuda büyük bir önem taşır. Psikolojinizi cinsel birlikteliğinize odaklamanızı sağlar. Bu da sizi mutlu bir cinsel birlikteliği yaşatacaktır. Hem sizin için hem de eşiniz için ön sevişmeyi uzun tutmak birbirinizin daha fazla haz almasını sağlayacaktır. Mindfulness de bunu kolaylaştırıyor.

GÜNÜN STRESİNDEN UZAK TUTAR:

Gün içerisinde stres, depresyon, kaygı gibi durumlarla karşılaşabilirsiniz. Yorucu bir gün sonunda yaşayacağınız mutlu cinsel birliktelik sizi bu durumlardan uzak tutacaktır. Gün içindeki sıkıntılarınızı düşünmemeniz için ana odaklanmalı ve sadece cinsel birlikteliğe ayarlamanız gerekir. Bu durum size mutlu, haz dolu cinsel birliktelik sağlar. Gün içerisinde yaşadığınız sıkıntılardan uzak durmanızı ve rahatlamanızı sağlayacaktır.

ÖN YARGILARINIZI ÖNLER:

Mindfulness kafanızdaki herhangi bir düşünceden sizi alıkoyar ve sadece cinsel birlikteliğinize odaklanmanızı sağlar. Eşinize ya da kendinize karşı bir önyargınız varsa sizi bundan alıkoyacaktır. Kişilerde genellikle yeterince orgazm olamama ya da karşındakini orgazm edememe ön yargıları olabilir. Mindfulness, bu ön yargılarınızın önüne geçer ve cinsel birliktelikten yeterince haz almanızı sağlar.

Evliliği alevlendirecek seks önerileri

Kısa süreli seks

“İllaki uzun sürmeli, geniş zaman olması şart” anlayışı batıl bir inançtır. Bazen konuyla ilgili yazılan yazılarda uzun ön sevişmeden, sevişme ve seksin uzunluğundan bahsedilir ve fakat bu durum, insanlar tarafından “Ön sevişme uzun olmalı” şeklinde yanlış bir kesinliğe dönüşür. Bazen insan tamamen hazırdır, bazen sarılıp tek bir sefer öpüşmek ön hazırlık için yeterli olabilir ve üstelik her zaman geniş zamanı beklemek diye bir şart da yoktur. Fazla vaktiniz olmadığında ve rahat, uzun, romantik bir akşam geçiremeyecek durumda olduğunuzda kısa süreli seks imdadınıza yetişebilir. İki taraf için de iki arada bir derede, sabah duştan önce ya da günün herhangi bir saatinde arzularımızı dinleyerek kısa süreli hızlı seksin heyecanını kendinize hediye edebilirsiniz.

Gizli kapaklı seks

Bu cinsel ilişki şeklinde, heyecan ve telaş vardır. Mesela çocuklar TV’de sevdikleri diziye dalmışken ya da bilgisayarda oyuna dalmaları bu kez bir işe yarayabilir, yatak odanızın kapısını kilitleyip orada ya da ailenizi ziyarete gittiğinizde bekarlık odanızda veya eşinizin iş yerine onu ziyarete gittiğinizde kilitli bir odadaki koltuğun üstünde sevişmek gibi… İnsanlar hemen yanıbaşınızdayken, kapıyı güvenli hale getirip birkaç dakika özel anlar yaşayabilirsiniz, bu heyecanınızı besler, diriltir.

Törensel seks

Kendinize ara ara başka ortamlar ayarlayabilirsiniz. Yakın bir şehre gidilmese de başka bir semtte manzarası güzel olan bir otel ayarlayabilirsiniz mesela… Bu seks türünü mum ışığında bir akşam yemeği, fısıltılı konuşmalar, özel kıyafetler, bir otel odası ya da evde ikiniz baş başayken romantik bir akşam yemeği gibi çok çeşit barındıran bir seks türü olarak görebilirsiniz, böylece eşinizle cinseliğinizi özel bir ortamda bir törene dönüştürebilir ve istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Telefonlarınızı sessize almanıza ya da kapatmanıza hiçkimse bir şey demeyecektir. Özellikle yıldönümleri, Sevgililer Günü ya da ilişkinizin taze kana ihtiyaç duyduğu zamanlar için tercih edilebilir. Bazen zamanı sadece kendinize has kılmanız gerekir.

Yeni evli ya da flört seksi

Oturup düşünün ilk tanıştığınız zamanlarda eşinizi etkilemek için ne yapıyordunuz, o ne yaptığında siz hoşlanıyordunuz? Flört günlerinize ya da evliliğinizin ilk günlerindeki benzer bir ortam oluşturmaya çalışın. Eve ellerinizde çiçeklerle gelin ya da tıpkı eski günlerde olduğu gibi o bütün biraz saçma biraz romantik sözleri eşinize tekrar söyleyin. O zamanları gündeme getirip birbirinize hatırlatın, ufak tefek yaramazca kaçamakları canlandırın, arzularınızı kabartan flört ya da nişanlılık dönemlerindeki belki safça, belki çocukça ya da ergence ama samimi ve arzu dolu davranışları sergilemek cinselliğinizi sevimli bir oyuna dönüştürebilir.

Barışma seksi

Yatak odası aynı zamanda seks odasıdır. Anadolu’da bir söz vardır: “Yatakta küslük olmaz” ya da “Gündüz kavga etsen de yatakta barış.” İlişkinizdeki dalgalanmaları yatak odasına taşımayın. Ufak tefek tartışma olsa bile yatak odasını bir “free zone/serbest alan” olarak benimseyin. Eşiniz yaklaştığında, arzusuna cevap verin. Yatak odasını sadece uyku odası olarak değil, seks odası olarak da kodlayın. Bir kavga ya da tartışma sonrası birbirinizi affedip barıştıktan sonra, seks yapmak sizi daha çok birbirinize yakınlaştırabilir ve ilişkiniz üzerinde tamir edici bir etki yapabilir.

Stres seksi

Evlilik fedakarlık demektir ve taraflardan biri stresli, gergin ise diğeri ilgi, şefkat ile yönelip yakınlık duygusunu hissettirmeye gayret etmeli. Yakınlık duygusu ilaç gibi rahatlatır. Bunu uygun bir aşamayla yaptığınızda tatlı tatlı dokunmaya, minik öpücüklerle ve sonrasında arzuyu uyandırmaya doğru bir ivme kazanabilir. Seks keyif almak, haz almak demektir ve haz; stresle, gerilimle ideal bir baş etme mekanizmasıdır. Bu seks çeşidinde eşlerden biri üzgün ya da stresli olduğunda, diğer eş onu rahatlatmak için sevdiği ve onu rahatlatacak bütün şeyleri yapar.

Tembel seksi

Genellikle tamamen baş başa olduğunuz zamanlarda, herhangi bir iş yapmak zorunda olmadığınız zamanlarda yaşayabilirsiniz. Tatillerde ve pazar günleri… Bu yapacak zorunlu bir işinizin olmadığı, tembellik yapmak için zamanınız olduğu, yatakta kahvaltı edebileceğiniz ve istediğiniz uzunlukta eşinizle yatakta vakit geçirebileceğiniz bir seks türüdür. Acele etmeden herhangi bir atraksiyon ve hemen sonuca ulaşma amacı olmadan gelişip devam eder. Yatakta, mutfakta evin herhangi bir köşesinde başlayıp gelişebilir, banyoda devam edebilir, sonrasında şekerleme yapıp uyandıktan sonra belki bir slow süreç daha oluşturulabilir. Hiçbir şey için aceleniz yoktur, üzerinizde herhangi bir baskı ya da sizden herhangi bir şey için beklenti yoktur.

Güven ve destek seksi

Elbette eşinizin yanında cinsel kimliğinizle de varsınız. İhtiyaç duyduğumuz ilgiyi ve desteği öncelikle eşinizden almalısınız. “Sırtım sağlam, dayanağım var” gibi bir güven duygusu hissetmenizi destekleyebilir. Kendini geçici olarak güvende hissetmeyen partnere sevgi ve yakınlık göstermek, ona güvende olduğu duygusunu ve sevildiğini hissettirmek için gösterilen ilgi, destek ve yakınlaşma süreci ile oluşan sekstir. Bu seks türünde sevgi sözcükleri ve eşinizin sizin için neden önemli olduğuna dair cümleleri değerlendirmek, onun yanında olduğumuzu, ona değer verdiğimizi hissettirmeliyiz.

Fantezi seksi

Herkesin içinde biraz yaramazlık vardır. Bu seks türü, rutinleşen ve sönükleşen yatak odasını bir film setine dönüştürmek gibidir. Cinsel yaşantınıza aktivite, renk katabilir; eğlenceli, dipten gelen dürtüleri uygun şekilde yatıştırabilir, arzularınızı kamçılayabilirsiniz. Bütün saçma, yasaklı ya da heyecan verici fantezilerin uygulandığı seks şeklidir. Hemşire-doktor, ünlü film yıldızı ve ona aşık hayranı, bir dizi film, kitap ya da romandan sevdiğiniz iki karakter ya da hayal edebildiğiniz herhangi bir şey sizin için ilham kaynağı olabilir. Bu seks türünde ilginç kostümler, maskeler, seks oyuncakları, deri aksesuarlar ya da zevkinize göre herhangi bir şey kullanabilirsiniz. Burada asıl olan eşinize zarar vermemek gibi kırmızı çizgilere dikat etmek ve eşinizin asla benimsemediği bir takım fantezilerde ısrar edip zorlamamaktır. Fantezi seksi, tarafların anlayışlarına uygun, konuşarak ve ortak katılımla bazen de ortak kararla sınırları zorlayarak, seksi heyecanlı bir oyuna çevirdiği türdür. Kendinize fanteziler hediye ederek cinsel yaşantınızı renklendirebilir, daha arzulu hale getirebilirsiniz.

Mastürbasyon ile ilgili merak edilen her şey

Hemen herkes yapar ama hiç kimse onun hakkında konuşmaz… Mastürbasyon hakkında merak ettiğiniz her şey bu yazıda.

Mastürbasyon nedir?

Kişinin kendi kendini cinsel olarak tatmin etmesine mastürbasyon denir. Birçok insan çok küçük yaşlarda cinsel organlara dokunmanın keyif verdiğini keşfeder ve özellikle ergenlikle birlikte artan cinsel merakı mastürbasyon yolu ile gidermek tamamen doğal ve sağlıklı bir durumdur. Rahatlamak için, cinsel arzuları yatıştırmak için, bedenin ihtiyaçlarını ve orgazm olmayı keşfetmek için veya sadece eğlenmek için; çeşitli sebeplerle mastürbasyon yapılabilir.

Herkes mastürbasyon yapar mı?

Daha çocukken kendi kendimizi cinsel olarak uyarabildiğimizi keşfederiz. Bunun sonucunda birçok insan, mastürbasyonu rahatlıkla cinsel yaşamlarının bir parçası haline getirebilir. Ancak kültürel ve dini gerekçelerle mastürbasyonun ayıp veya günah olduğu düşünülebilir, dolayısıyla cinsel yaşamlarımızla ilgili çok az konuşuruz; mastürbasyon hakkında ise neredeyse hiç konuşulmaz. Son yıllarda yapılan araştırmalarla elde edilen istatistiklere göre erkeklerin %95’i, kadınların ise %90’ı mastürbasyon yapıyor.

Mastürbasyon nasıl yapılır?

Kadınlar ve erkekler için mastürbasyon yapmanın çeşitli yolları vardır. En sağlıklısı kişinin cinsel organını uyarmayı öğrenmesidir. Elle, vibratörle ya da mastürbasyona yardımcı bazı seks oyuncakları ile cinsel organdaki ve vücuttaki erojen bölgeler keşfedildikten sonra düzenli olarak uyarılarak kendi kendine orgazma ulaşmak mümkün olabilir.

Erkekler nasıl mastürbasyon yapar?

Erkekler tek eliyle penislerini kavrayarak ve yukarı-aşağı hareketlerle okşayarak mastürbasyon yaparlar. Bir süre sonra boşalma gerçekleşir. Erkeklerin mastürbasyon esnasında kullanabilecekleri çeşitli seks oyuncakları ve kayganlaştırıcılar da mevcuttur. Cinsel uyarılmayı sağlamak için erotik filmler ya da dergiler kullanılabilir ya da sadece hayal gücü ile uyarılma sağlanabilir. Bir erkeğin mastürbasyonu ortalama 1-5 dakika kadar sürer.

Kadınlar nasıl mastürbasyon yapar?

Erkeklere oranla kadınlar için daha fazla mastürbasyon seçeneği vardır. En temelde kadınlar, klitorisi elle uyararak mastürbasyon yaparlar. Ancak vibratörler ve çeşitli seks oyuncakları ile vajinal olarak uyarılarak da mastürbasyon yapabilirler. Cinsel olarak uyarılmak için kadınlar da erotik içerikli yayınlardan faydalanabilirler. Ancak yapılan araştırmalardaki ilginç sonuçlardan biri, kadınların büyük çoğunluğunun yalnızca hayal kurarak mastürbasyon yaptığını ortaya çıkardı.

Mastürbasyon zararlı mıdır?

Bazı insanlar her gün, bazıları haftada bir, bazıları daha seyrek mastürbasyon yapar. Bazıları ise hiç yapmaz. Mastürbasyonun ne sıklıkla yapılması gerektiğine dair bir standart yoktur. Ancak günlük hayatınızı, sorumluluklarınızı veya ilişkinizi etkileyecek bir alışkanlık haline geldiğinde mastürbasyon sizin için zararlı olabilir. Böyle bir durumda bir terapiste danışmak en doğrusudur. Aynı zamanda cinselliğinizi keşfederken cinsel organlarınıza zarar vermemeye de özen göstermelisiniz. Elinizle ya da bir seks oyuncağı ile mastürbasyon yaparken hassas bölgelerin tahriş olmaması için kayganlaştırıcı kremler veya yağlar kullanabilirsiniz. Bunların dışında mastürbasyonun herhangi bir zararı bulunmamaktadır.

YORGUNKEN SEKS YAPMAK

Erkeklerin gelecek kaygıları, kadınların eğitim, kariyer, evlilik ve çocuklarla ilgili yükleri çoğu zaman onlara ağır geliyor ve daha yorgun hissetmelerine yol açıyor.

Erkekler yorgunken özellikle hızlı seksi tercih ederken, kadınlar ise yorgunluğu bahane ederek kısa ve hızlı bir sevişmedense uyumayı tercih ediyor. Bu nedenle yorgunluğun hem erkek hem de kadın için anlamını keşfetmek ve ortak bir tanımlama yapmak önem taşıyor. Ancak yorgunluk için genel bir tanımlama yapmak oldukça zor… Genel güçsüzlük, çabuk yorulma, konsantrasyon güçlüğü, normal aktivite sırasında ya da sonrasında tükenmişlik hissi, aktiviteye başlamak için yeterli enerji olmadığı hissi olarak ifade edilen yorgunluğun birçok sebebi olabiliyor. Başta cinsel yaşam olmak üzere, iş performansını, aile yaşamını ve sosyal ilişkileri olumsuz etkileyen yorgunluğun nedenlerini ve yorgunlukla başa çıkma yollarını çok iyi bilmek gerekiyor. Yorgunluğun en sık nedenleri arasında aşırı egzersiz yapma, uyku bozuklukları, beslenme yetersizlikleri, kondisyon eksikliği, üst solunum yolu enfeksiyonları, kansızlık, tiroit ve akciğer hastalıkları, ilaçlar (sakinleştiriciler, depresyon, alerji ve tansiyon ilaçları, kas gevşeticiler ve pek çok antibiyotik) viral hastalıklar, kanser ve depresyon yer alıyor. Altı aydan uzun sürmesi halinde kronik yorgunluktan bahsediliyor.

SEKS İHTİYACI ZAMANA VE KOŞULLARA GÖRE DEĞİŞEBİLİYOR…

Uzun ve yorucu bir iş gününden sonra birçok çiftin yapmak isteyeceği tek şey eve gelip koltuğa uzanıp televizyonu açmak oluyor. Bunun da tek bir anlamı var; “Bugün sevişmek istemiyorum, yorgunum!” Yorgun olmak çifti sadece cinsellikten değil genel olarak her şeyden uzaklaştırıyor. Oysa yorgunluk durumunda her çiftin seks ihtiyacı zamana ve koşullara göre değişebiliyor. Zor koşullarda çiftler seks yapma rutinlerini değiştirerek ve farklı şeyler deneyerek, daha renkli ve tutkulu bir ilişkiye sahip olabiliyor. Birbirlerini fazla zamanla ödüllendirdiklerinde sadece fiziksel değil, duygusal seksin de tadına varabiliyorlar. Böylece çift hem birbirini daha yakın hissedebiliyor hem de birbirlerini ne kadar sevdiklerini gösterme şansını elde edebiliyor. Seks yaparken sadece fiziksel hazzı değil, duygusal hazzı da düşünmek gerekiyor. Çünkü her ne kadar aksi düşünülse de, insanlar sadece fiziksel zevkler için seks yapmıyor. Bazen sadece sevildiklerini, arzulandıklarını, değerli olduklarını ve bir başkasının onlara değer verdiğini hissetmek için insanlar partnerleriyle sevişmek, bazen de sadece boşalıp rahatlayabilmek için seks istiyor.

YORGUN ÇİFTLER İÇİN SEKS ÖNERİLERİ…

Yorgunluğun çiftler üzerinde yıpratıcı bir etkisi olduğu tartışılmaz… Çünkü yorgunluk cinsel hayatı zora sokabiliyor ve tüm günü yorgun geçiren çiftlerin “Seks yaparak eğlenmeye halimiz kalmıyor!” veya “Bugün seks yapmak için çok yorgun hissediyorum?” yakınmaları, onların birbirlerinden uzaklaşmalarına zemin hazırlayabiliyor. Oysa hem yorgunluğu giderecek hem de seks için vücudu ateşleyecek bir takım uygulamalar ile bu sorun ortadan kaldırılabiliyor. Hızlı hareket etmek çoğu zaman enerji gerektiriyor. Bu nedenle yorgun olunduğunda ağır çekim bir gece geçirmek, güzel bir meditasyon duşu almak, sonrasında nefes ve gevşeme egzersizleri yapmak, ardından erotik masaj ile günün yorgunluğunu almak, yavaşça dokunurken daha yoğun hisler yaşamak, ufak öpücükler kondurmak, daha şehvetli dokunmaya özen göstermek mümkün… Hatta yavaş çekim hareketlerle sevişirken tamamen durarak kısa aralıklar vermek ve normalde gözden kaçan birçok ayrıntı keşfetmek keyifli olabiliyor.

ENERJİ İÇECEKLERİ VE CİNSEL SAĞLIK

İlk olarak uzun yol tır şoförleri ve sporcular için üretilmeye başlanan ama daha sonra gençlerin enerjik olmak için kullanmasıyla satışı yaygınlaşan ve tüketimi giderek artan enerji içecekleri, her yaştan insanın tercihleri arasında yer alıyor. Ancak enerji içeceklerinin tüketiminde dikkat edilmesi gereken çok önemli noktalar var? Çünkü enerji içecekleri kişiye geçici bir süre enerji veriyor ama yanlış ve aşırı kullanıldığında vücuda verdiği zararlar bu enerjinin yanında azımsanmayacak kadar fazla olabiliyor.

Peki, enerji içecekleri nedir, ne değildir? Enerji içecekleri kullanılmalı mı, kullanılmamalı mı? Veya nasıl kullanılmalı? Enerji içeceklerinin içinde neler var? Enerji içecekleri vücutta ne yapıyor? Enerji içecekleriyle spor içeceklerinin farkı ne? Enerji içecekleri cinselliği nasıl etkiliyor? Kimler enerji içeceği kullanmamalı? Enerji içecekleri alkol ile birlikte alınabilir mi? İşte tüm soruların yanıtları…

ENERJİ İÇECEKLERİ İLE SPOR İÇECEKLERİNİ BİRBİRİNDEN AYIRMAK GEREKİYOR…

Dayanıklılığı ve fiziksel performansı, zihni anlamda uyanıklığı ve konsantrasyonu arttırmak, tepkileri hızlandırmak, metabolizmayı canlandırmak ve toksinlerin vücuttan atılımını kolaylaştırmak fikrinden yola çıkılarak üretilen enerji içecekleri, uyanık kalmayı sağladığı için sınav öncesi ders çalışırken ya da gece dışarıda uzun saatler eğlenmek için kalan gençler arasında yaygın olarak tüketiliyor. Oysa enerji içecekleri ile spor içecekleri birbirinden çok farklı… Bu nedenle sporcu içecekleri ile enerji içeceklerini karıştırmamak, aradaki farkı bilerek tüketmek insan sağlığı açısından son derece önemli… Enerji desteği sağlayan ve sporcular için önemi yadsınamaz olan spor içeceklerinde karbonhidrat, vitamin, mineral ve sodyum, potasyum gibi kan için gerekli maddeler bulunuyor. Spor içecekleri ağır spor yaparak sıvı kaybeden kişiler tarafından, su ile birlikte tüketebiliyor. Enerji içeceği olarak adlandırılan içeceklerde ise kafein, taurin ve guaranagibi uyarıcı maddeler yer alıyor.

ENERJİ İÇECEKLERİNİN İÇİNDE NELER VAR? Bir kutu enerji içeceğinde zihinsel işlevler üzerinde önemli bir madde olan kafeinbulunuyor ve uzun süren aktivitelerde yağların yakılmasını artırarak daha fazla enerji sağlıyor, uyanık ve aktif olunmasına yardımcı oluyor. Stres veya yorgunluk anında, vücutta önemli bir antioksidan olan taurin seviyesi düşüyor. Vücuttan zehirli maddelerin atılmasına yardımcı olan glukuronolakton, glikoz parçalandığında ortaya çıkıyor ve hemen enerji veriyor. Enerji metabolizmasında etkili olan B grubu vitaminler, fiziksel ve zihinsel performansı artırıyor. Taurin, glukuronolakton ve B grubu vitaminler dışında enerji içeceklerinde bol miktarda glikozsükrozguarana (bir çeşit kafein), inositol, carnitine, creatine, yapay tatlandırıcılaryapay aromalar,yapay renklendiricilerve etil alkol yer alıyor. Bazı ürünlerde ise haşhaş tohumu özü ve efedrin de bulunabiliyor

Kaliteli Cinselliğin Sırları

Sandığımızın aksine doğuştan değil sonradan öğrenilen kaliteli, sağlıklı ve mutlu bir cinselliği istediğimiz şekilde yaşamak mümkün. Ancak kalitenin, tıpkı her şeyde olduğu gibi cinsellik için de bazı küçük sırları var.

İnsanlar kendilerine özgü cinsel seçimleri ve tarzlarıyla benzersiz ve tektir. Herkes kendisi için iyi olanı ve kendine zevk veren şeyi en iyi biçimde ortaya çıkartmakla sorumludur. Bazı yönlerden diğer insanlara benzeyen, bazı yönlerden de farklı olan cinsel benliğin daha iyi öğrenilmesi gerekir. Cinselliğin keşfi her zaman kolay olmaz ve gerçekte hem cesaret hem de azim gerektirir. Cinsellikle ilgili tüm sorunların kaynağında yanlış bilgiler bulunur. Sekse ilişkin doğru yaklaşımın elde edilmesi ve bilinen yanlışların düzeltilmesi, aslında sağlıklı cinselliğin altın anahtarı niteliğindedir.

Peki sağlıklı ve kaliteli bir cinselliğin sırları nelerdir?

İnsan, cinselliği öğrenen ve geliştiren tek canlıdır.

İnsanların doğru bir şekilde seks yapma konusunda seçenekleri çoktur. Gerçekten farklı olması ve bütünüyle benzer davranan iki kişinin mümkün olmaması da bir gerçek. İnsanlara neden hoşlanacaklarını, kendilerini veya partnerlerini nasıl sekse hazırlayacaklarını kimse söyleyemez. Ancak kişiler, cinsel açıdan nasıl biri olduklarını, diğer bir deyişle kendi vücutlarını, davranış biçimlerini, tercihlerini ve kendilerini harekete geçiren olguları keşfedebilirler. Bu tür keşifleri rahat bir şekilde uyguladıklarında başarılı olurlar. Bu da daha sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşamı mümkün kılar.

Seks yapmayı öğrenmek araba kullanmayı öğrenmeye benzer.

Toplumca seks yapmayı doğuştan bildiğimizi sanırız. Hatta zamanı geldiğinde çok iyi seks yapacağımızı zannediyoruz. Oysaki nasıl okuma, yazma okulda öğreniliyorsa, seks de tecrübe kazandıkça sonradan öğrenilir. Öğrenme sürecinde deneyim çok önemlidir. Nasıl acemi bir şoför ilk başlarda zorluk çekerse, insanlar da cinsel yaşamlarının başında benzer sıkıntılar çekerler. Bu nedenle bu sürecin ilk zamanlarında kişi kendi cinselliğinden, herkes için geçerli olamayacak türde beceriler beklememelidir. Çünkü daha yolun başında olan kişi, beklentilerinin gerçek dışı olduğunu bilmeyebilir. Bunları karşılayamadığında, sadece cinsel yaşamını değil, kendini de olumsuz algılamaya başlayabilir. Bu da cinsel davranışlarını daha fazla kısıtlamasına, yeni ve olumlu deneyimlerden uzak durmasına ve kolayca cinsel sorunlar yaşamasına yol açabilir.

İyi seks içgüdüsel, daha iyi seks ise öğrenilebilirdir.

İyi seksin daha güzel görünmekle ya da performansla bir alakası yoktur. Cinselliğin, gevşemiş ve rahatlamış bir halde dokunmak, acelecilikten ve telaştan uzak durmak, hissetmek, yapmak ve ne söylemek gerektiğini düşünmemek, sadece dokunmanın ve sevişmenin verdiği hazza odaklanmak, tutkulu olmak veya gerçekte ne istediğini söylemek gibi önemli kurallar vardır. Cinselliğin doğal olduğu kadar öğrenilen ve seçilen boyutları da vardır. Cinselliği öğrenme sürecinde insanların kalıtımla kuşaktan kuşağa geçen, cinselliğe ve üremeye yönelik kalıpları ve cinsel mitleri önemli bir yer tutar. Toplumsal yapı ve eğitim, bu kalıpların ve cinsel mitlerin, yaşama aktarılmasını kendine has kurallarıyla yönlendirir. Günlük yaşamda kişiler arası ilişkiler, iletişim araçları, reklamlar ve benzer yollardan, insanlar sürekli olarak cinsel uyaranlarla ve cinsel mitlerle karşı karşıyadırlar. Ama her cinsel uyarı cinsel eyleme yol açmaz. İnsanoğlu, cinsel uyarıyı eyleme dökmek, baskılamak veya başka bir alana yönlendirmek arasında denge kurmak ve bir seçim yapmak durumundadır. Bu konuda toplumun koyduğu sınırlar ye koşullar kadar cinsel mitler de belirleyici rol oynar. Bu nedenle insanlarımıza öğretilen cinselliğe dair kural ve kavramların bir kısmı yıkıcıdır. Haz veren hoş bir seks yaşantısına hazırlık yapma açısından da yetersizdir.

Kadınlar regl döneminde ne istiyor?

Regl döneminde ruh hali değişikliğine ister istemez giren kadınların sinirlilik hali, değişen duygu durumları, tatlı krizleri ve karın ağrıları halk diline inmiş birer gerçek.
İşin özü; hemen hemen her kadının regl döneminde olduğundan farklı bir hale dönüşebildiği yalan değil.

“Kadınlar regl döneminde ne istiyor?” diye düşünen erkekler, sizden gelen soruları cevaplıyoruz…

Kadının regl dönemindeki tatlı krizine karşı hazırlıklı mısın?

Ağırlıklı olarak çikolata tüketmek isteyen kadınların regl döneminde tatlıya olan düşkünlükleri hormonel sebeplerden. Bu yüzden kalori hesabı gibi gereksiz bir detaydan bahsetmek veya imada bulunmak bir erkeğin yapabileceği en büyük hata denebilir.

Kadın ruhundan anlayan erkeklerin elinde çikolata ile gelmesi gönülleri feth etmek için şahane bir adım.

Anlamıyorsan da anlamış gibi yapamaz mısın?

Standart ruh hali sakin bir kadın bile karmaşık tavırlar sergiliyorsa, regl dönemi öncesinde yani PMS döneminde olabilir. ‘Senin neyin var?’ sorusunu sorma cesareti gösteren hemen her erkeğin alacağı cevap en iyi ihtimalle; ‘Ne gibiii!!!.’ olacaktır.

O an sinirlendiği şeyi, tepki gösterdiği durumu veya beklentilerini anlamaya çalışmak harika, ancak anlayamadığında olduğu hali ile bırakmak akıllıca olacaktır. Unutmamak gerekiyor ki %70’i gerçek 

Şaşırtıcı ama gerçek, SEKS mevzusu

Erkekler için her zaman cazip olmayan, kimi erkek için kabul edilebilir olmayan, hatta bazı erkekler için tek ‘dur’ zamanı olan regl döneminde seks yapmak kadınlar için hem çok cazip hem çok keyifli.

Kadının regl döneminde cinsel olarak aktif oluşu çoğu erkek için şaşırtıcıdır. Regl döneminde seks yapmak istemeyen erkekler sarılmak, öpüşmek, dokunmak ve koklamak gibi cinsel temasın devamını sağlayacak yolları tercih edebilirler.

Duygusallığın dozu yönetilebilir

Gözünde yaşlar, elinde mendiller, pijamaları ile evde dolaşan bir kadına ihtiyacı olanı vermek için romantik aşk filmleri genellikle iyi bir çıkış noktasıdır. Akşamüstü evde sarılarak izlenecek duygusal bir aşk filmi, ılık bir süt ve çikolata parçalı ılık kurabiyenin sakinleştiremeyeceği kadın yok.

Karmaşık ve zor gibi görünen regl dönemini kadın için yenilenme ve sevildiğini hissetme dönemine çevirebilen erkekler tam olarak kadınların deliler gibi aşık olduğu erkekler. Hem kadınlar hem de erkekler için en sevilen ve en tahrik edici olan cinsel uyarılma yöntemlerinden biri olan oral seks konusunda erkeklerin gerçekten ne düşündüğünü merak ediyor musunuz? Erkekler oral seks yapmayı mı daha çok seviyor yapılmasını mı desek, tahmininiz ne olurdu?
Erkekler oral seks yapmayı seviyor mu? Erkekler kendilerine yapılan oral seks hakkında ne düşünüyor diye merak edenler için bir anket yaptık…
Bakalım sonuçlar sizi şaşırtacak mı